Pazar, Eylül 23, 2018

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Langfristige Artikel

Box Link

Events

 PANO

 

 

 

 

 Zonema de Domane ma

   
   
   
   

  

Dersimzaza.com'dan kısa bir açıklama

Facebook'ta sitemizin ismi ile benzerlik taşıyan bazı sayfalar görülmektedir. Bu sayfaların sitemizle hiç bir ilgisi yoktur. Sitemizin www.dersimzaza.com adresi dışında internet üzerinde herhangi bir hesabı ya da sayfası bulunmamaktadır.

Kamuoyunun dikkatine sunulur.

Dersimzaza.com

 


 

Yiğitlik yüreğini kaybetmemektir!

 

Yiğitlik yüreğini kaybetmemektir!

 

Elle tutulmaz anlam. Gözle görülmez özgürlük. Özgürlük karakteri gereği esir alınamaz. Anlam işgal edilemez. İşte bilge savaşçılar bu erdemler peşindedir. Kendilerinde işgal edilmiş toprakların haritalarını biriktirmezler. Onlar, biriken aşkınsal öze içerlenmiş özgürlüğün peşindedir.

Özgür Politika / 05 Mart 2018 Pazartesi

 

Düşmanına benzememek, özgürlük savaşçılarının en temel özelliğidir. Eğer düşmanın seni kendine benzetmişse bil ki; sen o zaman savaşı kaybetmişsin! 

Her ülkenin vardı savaşçıları, ‘cihat-ı suğra’da yenerdi düşmanları. Ama kaçardı ‘cihat-ı ekber’den. Oysa Kürt savaşçılar cihat-ı ekber’de yenmedikçe kendilerini, çıkamazdı cihat-ı suğra cengine. Ve hiç kimse Kürt savaşçılar kadar anlamadı nefis savaşına büyük (Ekber) savaşı denmesini. 

 

19. BÖLÜM

 

Silahlı savaş gerçek savaşçıların nazarında küçük (Suğra) savaştı. Asıl cihat, kendi içindeki küçüklüğü yenebilmek ile ve yüce meziyetlere ulaşmak ile mümkündü. Ekber, Allah’ın bir sıfatı olarak sonsuz manalara sahiptir. Üstünlüğüyle ancak kendi kendini değerlendirebilen yüce zat anlamındadır... Ama bilinsin isterim ki; kendini böyle yaratmaya adamış erdemli özgürlük savaşçılarının karşısına şimdiye kadar böyle bir düşman çıkmadı. Zaten düşmanın sana benziyorsa savaşmak zorunda kalmazsın, düşman olmaz o zaman… 

Herkes eline silah alabilir. İyi kılıç kullanabilir. Adına savaşçı denilir. Ki savaşır da. Zira herkes kavga edebilir, ama herkes savaşçı olamaz. İskender dünyanın en büyük savaşçısı olarak bilinirdi. Ama Diyojen’e saygıyla eğilerek çekti gölgesini güneşinden. İskender bu sebeple başka bilgeye Diyojen hakkında şunu itiraf edebildi; “o benden daha büyük rakiplerini yenmiştir.” Evet, İskender devasa toprakları işgal etti, bu görünürdür, somuttur. Zorbanın iştahını kabartır. Oysa anlam savaşçıları bunun peşinde değil. 

Elle tutulmaz anlam. 

Gözle görülmez özgürlük. 

Özgürlük karakteri gereği esir alınamaz. 

Anlam işgal edilemez. 

 

 

İşte bilge savaşçılar bu erdemler peşindedir. Kendilerinde işgal edilmiş toprakların haritalarını biriktirmezler. Onlar, biriken aşkınsal öze içerlenmiş özgürlüğün peşindedir. Ve bu insanlık adına değer içerir. Vazgeçilmezliktir bu. Ülkelerini ve insanlarını bu aşkla inşa etmek istedikleri için bu değerlere bir el uzandığında anlamdan doğan yaman savaşçı kesilirler. Bütün ömrünü özgürlük peşinde koşmaya adayanlar kolay yorulmaz. Onları terleten, anlama ulaştıkları andır. Gayri bundan sonra düşmanı topraklarından söküp atmak kolaydır. 

Nefes kesen direniş abideleri yanında tarih boyunca dehşet verici ihanetleri artık anlıyoruz. Dedik ya herkes savaşabilir, ama herkes bilge savaşçı olamaz. 

Mayamıza ne katıldı diye sormuyoruz artık. Çünkü özümüzü biliyoruz. Hamurumuzun zalime doyumluk ekmek olmasını kabul etmiyoruz. Ama kendimizi bütün insanlık ile paylaşıyoruz…

Efrîn, Türk devletinin bu son işgal girişiminden önce Suriye’nin ve Rojava’nın en huzurlu kenti konumundaydı, bu sebepten ve dışardan çok göç alan bir kentti. Efrîn, Halep’ten, İdlib’den, Musul’dan ve DAİŞ’in teröründen kaçan binlerce insana kapısını açtı. Ve hiç kimse Efrîn bu mültecilere yardım elini uzatırken Efrîn’e yardım etmedi. Efrîn halkı, kendi bütçesinden kesip mültecileri yaşatmaya çalıştı. Ekmeğini bölüştü, hatta şu an bu mülteci kamplarında yüzlerce cihatçının ailesi bulunuyor. Düşünün ki; bu mültecilerden bazılarının eşi, kardeşi, yeğeni sınırın diğer tarafından Türk ordusunun yanında yer alıyor, büyük ihtimal ile bu aileler cihatçı çetelere her türlü istihbaratı veriyor ve bu cihatçılar, her gün Efrîn’de yaşayan ve ailesini besleyen insanları katlediyor! Hatta bazen toplar tesadüfen mültecilerin kampına da düşüyor. Şu an bu mülteci halk, Suriye’nin son sınırı olan Efrîn’de buradan başka gidecek yerleri yok. 

Düşünüyorum da eğer burası Efrîn değil de Türkiye olsaydı, bu cihatçıların ailesi de Türkiye’de yaşasaydı neler olurdu… Bu soruya siz cevap verin. Ama şimdiye kadar hiçbir Efrîn savaşçısının aklına bu ailelere bir kötülük yapmak gelmedi. Dün bu konuyu bir savaşçı ile konuştum, söylediği tek cümle “Onlar çocuk, onların bir suçu yok” oldu. İyi ki düşmanımıza benzemiyoruz deyip içimden tekrar tekrar şükrettim…

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found