Salı, Ağustos 14, 2018

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Langfristige Artikel

Box Link

Events

 PANO

   
   
   
   

  

Dersimzaza.com'dan kısa bir açıklama

Facebook'ta sitemizin ismi ile benzerlik taşıyan bazı sayfalar görülmektedir. Bu sayfaların sitemizle hiç bir ilgisi yoktur. Sitemizin www.dersimzaza.com adresi dışında internet üzerinde herhangi bir hesabı ya da sayfası bulunmamaktadır.

Kamuoyunun dikkatine sunulur.

Dersimzaza.com

 


 

Kadınlar, savaşa, OHAL' e, cinsiyetçiliğe karşı sokakta

 

Kadınlar, savaşa, OHAL' e, cinsiyetçiliğe karşı sokakta

 

Kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi kadınlar günü dolayısıyla eşitlik ve özgürlük için pek çok yerde sokağa çıktı. Ankara ve Çorlu'da polis saldırdı.

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü dolayısıyla pek çok yerde eylem ve etkinlikler düzenlendi. Ankara ve Çorlu'da düzenlenmek isteyen eylemlere polis saldırdı, onlarca kadın darbedilerek gözaltına alındı. Kadınlar düzenledikleri eylem ve etkinliklerde, 'Savaşa, OHAL'e, cinsiyetçiliğe karşı emeğimiz, kimliğimiz ve özgürlüğümüz için direniyoruz' dedi.

İSTANBUL’DA BİNLERCE KADIN BULUŞTU

İstanbul’da 8 Mart Kadınlar Platformu öncülüğünde, “Savaşa, OHAL’e, cinsiyetçiliğe karşı emeğimiz, kimliğimiz ve özgürlüğümüz için direniyoruz” sloganıyla 8 Mart mitingi düzenlendi. Kadınlar Dikilaş'ta buluştu. Yağmur ve soğuk havaya rağmen binlerce kadın rengarenk pankartlar ve dövizlerle Bakırköy Meydanı’na yürüdü.

Yürüyüş kortejinde ‘Erkek iktidar savaş biz barış istiyoruz’, ‘Vardık, varız, varolacağız’, ‘Güçlenerek değiştireceğiz, mücadelemizi  büyüteceğiz’, ‘Alanlardayız’, ‘Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir’, ‘Kadınlar evde değil sokakta güzel’, ‘Kadınlar sükutta değil isyanda güzel’, ‘Sokak seni çağırıyor’ pankartları vardı.

‘Eşit işe  ücret’, ‘Kadın katliamına işçi kıyımına doğanın talanına AKP'nin yalanına son’, ‘Tek bir kadının yaşamını bile tek bir adama bırakmayacağız’, ‘Ücretli köleliği son’, ‘Sınıfsal, ulusal, cinsel, sömürüye son’, ‘Kadınlar savaş istemiyor’, ‘En büyük şiddet savaştır, barış istiyoruz’, ‘Barışı kadınlar örecek’, ‘Nefrete inat yaşasın hayat’, ‘Ev işçilerine insanca yaşacak ücret’ dövizleri öne çıktı.

Kortejde ara ara ‘Jin jiyan azadi’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’, ‘Homofobik devlet yıkacağız elbet’, ‘Erkek vuruyor devlet koruyor’, ‘Dünya yerinde oynar kadınlar özgür olsa’, ‘Susmuyoruz, korkmuyoruz itaat etmiyoruz’ sloganları atıldı.

 

İki güvenlik noktasında aranarak meydana alınan kadınların pankartları tek tek kontrol edildi. Tek tek alana alınan pankartlar, dövizler okunarak içeri alındı.

SAVAŞSIZ, ŞİDDETSİZ VE OHAL’SİZ BİR YAŞAM İÇİN HER YERDE, YAŞASIN 8 MART!

İstanbul 8 Mart Kadın Platformunun hazırladığı metnin Türkçesini Şenay Kumuz, Kürtçesini ise Baran Bozyel okudu. İşte İstanbul 8 Mart Kadın Platformunun metninden notlar:

“Bugün 8 Mart’ın 161. yılında dayanışma içerisinde, bu alanda bizleri bir araya getiren şey; binlerce kadın dokuma işçisinden, bugüne kadar hayatları için bedel ödeyen ve mücadele eden kadınların coşkusunu ve mücadelesini yarınlara taşımak ve tarihsel deneyimlerinden öğrenmektir. Eril sistemin kadın düşmanlığı dün nasılsa bugün de bütün saldırganlığı ile kadınların deneyimleri ve hayatları üzerinden devam ediyor. Bu nedenle bugün kimliğimize, kazanımlarımıza daha fazla sahip çıkma, daha gür bir sesle haykırma günüdür.

 

Bugün de yine kadınların hayatları pahasına elde ettikleri haklar, birer birer söküp alınmak isteniyor. Evde, sokakta, fabrikada, tarlada, kampüslerde; kadınların yaşamları dört bir yandan kıskaç altına alınıyor. Yaşamlarımızın dört bir yanını saran, eril medya tarafından da tüm kamuoyuna son dakika haberleriyle servis edilen şiddet, taciz, tecavüz ve istismar haberleri erkek egemen sistemin kendisini her gün yeniden üretiyor, erkek şiddeti meşrulaştırılıyor ve bu toplum nezdinde sıradanlaştırılmaya ve kışkırtılmaya çalışıyor. Savaşa hayır diyenleri hapishanelere kapatıyorlar, çocuklara ilişkin şiddeti, istismarı meşrulaştıran fetvalar veriyorlar, ayrılmak isteyen kadınları huncarca öldüren erkekliği kutsuyorlar.

Bir buçuk yılı aşkın süredir OHAL ve KHK hukuksuzlukları ile devleti yönetenler, ülkedeki şiddeti günden güne perçinliyor. Bu şiddet ortamı savaşın bir alanı olarak görülen kadınların bedenleri üzerinden kendini devam ettiriyor. Nerede olursa olsun savaş öncelikle kadınların ve çocukların hayatlarını ellerinden alıyor. Son olarak Efrin’e savaş ilan eden ve sınır ötesi operasyona girişen hükümet, aynı savaşı içerideki muhaliflere yöneltmekten geri durmuyor, barış talebini terörize ediyor.

 

İktidarın tüm araçlarıyla ürettiği propagandalar, toplumdaki bütün erkeklere, “gerektiğinde” kadınları cezalandırabilecekleri mesajını veriyor, hatta kadınları “terbiye etmeyi”, bir görev olarak biçiyor. Bazen kadın olmamız; bazen ise cinsel yönelimimiz, şiddetin hedefinde olmamız için yeterli oluyor. LGBTİQ`lere dönük homofobi, transfobi her türlü şiddeti birde Trans cezaevi gibi yeni uygulamaya çalıştıkları yöntemlerle kat be kat şiddetti artırmaktadırlar.

Çocuk “istismarını” önlemeye yönelik hiçbir politika üretmeyen hükümet, tam tersine “9 yaşındaki çocuklarla evlenilebilir” diyerek, eğitim sistemini değiştirip çocukları okullardan koparıp “evlerine” kapatarak, yoksul çocukları tarikat yurtlarına, kurslarına kapatarak, çocukları hem istismara; hem de her türlü cinsel saldırı ve işkenceye açık hale getiriyor. Devlet ise; buna karşı öfkesini yükselten halkın tepkisini fırsata çevirerek; zina, hadım ve idam tartışmalarını gündeme getiriyor. İstismarın ve yaşanan tüm cinsel saldırı ve işkencelerin kaynağı ve sürdürücüsü olan devletin, kendi yarattığı işkencecileri yargılamayacağı açıktır. Ne idamın ne hadımın çözüm olmayacağını biliyoruz!

Bir yanımız iş cinayetlerine,mobbinge diğer yanımız işyeri tacizlerine, tecavüzlerine karşı hep tetikte. Kadın emeğinin yok sayılmaya çalışıldığı, ucuz iş gücü ile daha fazla kar elde etmenin aracı olarak görüldüğü bu sistemde emeğimizin ve çalışma hayatımızın erkekler tarafından kuşatılması ve yok sayılmasına karşı daha fazla direneceğiz. Taşerona karşı, güvencesizliğe karşı, emeğimizin gasp edilmesine karşı HT SOLAR direnişinde olduğu gibi, KESKli kadınların direnişinde olduğu gibi, gibi mücadelenin en önünde olmaya devam edeceğiz!

Uzun süredir ülkeyi OHAL, şiddet ve savaş politikalarıyla yöneten hükümet, üç kuruş daha fazla kazanabilmek için günde 3-4 saat uykuyla işe gidip gelen kadınların canından, kanından ve cebinden sürekli fedakârlık talep ediyor. Bütçe kadınların güvenliğine ve geleceğine değil, kadınları şiddet gördükleri evlere geri göndermek üzere çalışan din görevlilerine veriliyor. “fedakarlık”, “milli birlik” diyerek alın terimizi, çocuklarımızı, geleceğimizi isteyenlere yeter artık diyoruz!”

Mitingde HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, KHK ile işinden edilen Sema Uçar ve Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği'nden Adile Doğan da söz aldı.

 

Sema Uçar, KESK'li kadınların aylardır sokaklardaki mücadelelerine devam ettiklerini hatırlatarak; “Kuşkusuz bizleri bir araya getiren KHK zulmü ile bizlerden çalışan işimizi geri isteme talebiydi. Ancak alanlarda tek talebimiz bu olmadı. Tıpkı işlerimizden bir gecede atılmadan önceki savunduğumuz değerler gibi. İşimizi geri istiyoruz diye haykırırken barış, yaşam, özgürlük taleplerimizi de dile getirdik. Meslektaşımız Ayşe öğretmen gibi çocuklar ölmesin dedik. Helin Palandöken katledildiğinde kadın cinayetleri politiktir dedik. Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunduk” dedi.

 

‘KADINLAR ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİYLE YENECEK’

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, konuşmasına başlarken cezaevinde tutuklu bulunan kadın siyasetçileri selamladı. Buldan şunları söyledi:

“Biz artık eşlerimize, kocalarımıza, abilerimize itaat etmiyoruz. Biz de sizin zihniyetinize biat etmiyoruz, boyun eğmiyoruz. Çünkü bu ülkeyi yönetenler kadın iradesine saygı duymuyor. Bu ülkeyi yönetenler kadınları siyasetin dışına atıyor. Bu ülkeyi yönetenler kadın tecavüzlerine seyirci kalıyor. Kadınlar bundan sonra sizin her türlü baskınız, şiddetiniz karşısında el ele, omuz omuza vererek özgürlük mücadelesiyle yenecek.”

‘KADINLARIN İRADESİ SAVAŞ POLİTİKASINI YENECEK’

Buldan, “Sizler Afrin’e girerken Türkiye'yi korumak adına gittik diyorsunuz ancak siz bu ülkede bir çocuğu bile koruyamayacak durumdasınız. Bizler çocuklarımızı sizlerin savaşlarında yaşamlarını yitirsinler diye doğurmuyoruz. Bizler kapımıza gelen her cenazeden rahatsızız. Bizler kapımıza gelen her tabuttan rahatsızız. Siz bu ülkeyi tabutlarına sarılan ülke yaptınız. Ama kadınların iradesi sizin savaş politikalarınızı yenecek. Kadınlar sizin savaş politikalarına geçit vermeyecek” dedi.

'NE İDAM NE HADIM GERÇEK YASALAR İSTİYORUZ'

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği'nden Adile Doğan, kürsüdeki konuşmasında şunları söyledi:

“İstanbul'un emekçi bir semtinden geliyoruz, 4 yıllık bir derneğimiz var, neredeyse her gün kapımız şiddete uğrayan kadınlarca çalınıyor, 1 yılda 400 kadın şiddete uğradığı için bize başvurdu. Daha dün 8 Mart etkinliğini kutlarken, boşanmak isteyen kadına karşı 41 ayrı suç işleyen ve hakkında hiçbir işlem yapılmayan erkeğin yine saldırısıyla karşılaştı bir arkadaşımız. Ne zaman biz dayanışmaya başlıyoruz, işte o zaman yaşamlarımızı değiştiriyoruz. Sözümüzü birlikte söylemek için her alanda kadın erkek eşitliğinin olduğu politikalar istiyoruz. Bölgede barış ülkede huzur ve güven istiyoruz. Tecavüzleri aklayan yasalar istemiyoruz. 12 yaş sınırı getirecek olanlara sesleniyoruz, ne hadım ne idam gerçek çözümler içeren yasalar çıkarın. Her alanda kadın-erkek eşitliğini tam anlamıyla sağlayacak politikaların uygulanmasını istiyoruz. Sözümüzü birlikte söylemek için bölgede barış ülkede huzur ve güven istiyoruz.”

YÜKSEKDAĞ VE TUNCEL'DEN ORTAK MESAJ

Konuşmacıların ardından tutuklu kadın mahpuslar adına Figen Yüksekdağ ve Sebahat Tuncel'in gönderdiği ortak mektubu okundu.

Yüksekdağ ve Tuncel şunları söyledi:
"Bizler de bütün heyecanımızla yanınızda, omuz başlarındayız" denilen mektupta, "Belediye eş başkanı, kurum temsilcisi, milletvekili, siyasetçi ve özgürlük mücadelesi veren binlerce kadınının hapsedildiği, kadın dayanışma ve örgütlenme mevzilerinin kapısına kilit vurulduğu koşullarda zulme inat gösterdiğimiz kararlılığı, 8 Mart'ın ruhuyla alanlarda buluşma iradenizi kutluyoruz. Kadınların 8 Mart iradesinin, savaş, OHAL, faşizm kuşatmasına karşı daha büyük ve kitlesel direnmeye yol açacağına yürekten inanıyoruz. Kadına dönük katliam ve kırımı çocuklara cinsel istismar vahşetini, Türkiye, Kürdistan ve bölgeyi saran savaş, ölüm histerisini durduracak başat güç şüphesiz ki kadınlardır. "Bu böyle gitmez, ya özgürlük ya özgürlük” diye haykıran kadınlar, yükselen faşizm ve eril kıyıcılık karşısında cesaretten, direnişten, dayanışmadan bir barikat kuruyor şimdi. 8 Mart alanlarında kadınların birliği ve özgürlük, adalet, eşitlik ittifakı asıl gücümüz ve geleceğimizdir" denildi.

 

Mektup şu sözlerle devam etti: "Kalbimizin yarısı buradaysa, yarısı Afrin'de yurdu ve bütün kadınların onuru için direnen kız kardeşlerimizle birlikte. 8 Mart alanlarından kadın, yaşam, özgürlük için bedenini siper edenleri selamlıyoruz. Biliyoruz ki, ölüm ne kadar amansızsa, yaşam o kadar direnişçidir; eril savaş ne kadar fütursuzsa, kadın o kadar yenilmezdir. Afrin'de kenti, yaşamı, siyaseti, toplumu çağın demokratik-insanı bilinciyle yeniden kuran kadınlar, çağın kadın direnişiyle bu büyük değeri savunuyoruz. Her kes bilmeli ki, Afrin ve kadın direnişi, büyük insanlık ve tarih nezdinde çoktan kazanmıştır. Şimdi Afrin'de yükselen onur, özgürlük bayrağının ve kadın  kahramanlığının ışığında yeni bir tarih yazılmaktadır. Kadınların "ya özgürlük ya özgürlük” kararlılığı 8 mart meydanlarına sığmaz. Afrin'den Amed'e, Şengal'den İstanbul'a kadar her yerde ve her günde aynı ruh ve sesle haykıracağız: Tek yol özgürlük! Hepinizi yeniden bu duygu ve inançla selamlıyor, bütün kadınların 8 Mart  Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyoruz. Özlemle ve kadınların yeni yaşam şenliklerinde kavuşma umuduyla kucaklıyoruz." (İstanbul/EVRENSEL)



ANKARA'DA 8 MART EYLEMİNE POLİS SALDIRISI: 18 GÖZALTI

 

Ankara Kadın Platformunun çağrısıyla Çankaya Belediyesi önünde yapılacak 8 Mart mitingine polis biber gazıyla saldırdı. Kadınlar, “Dayanışmayla güçleniyoruz, hayatı örgütlüyoruz” sloganıyla 8 Mart mitingi için Çankaya Belediyesi Ziya Gökalp Caddesi girişinde toplanmaya başladı. Polis toplanan kadınlara “Burada toplanamazsınız, herhangi bir eylem olmayacak” diyerek saldırdı. Kadınlara gaz sıkılırken, 18 kadın gözaltına alındı.

Ankara 8 Mart 2018
Fotoğraf: Tamer Arda Erşin

Kadınların gözaltına alınmasından sonra polislerin sokaktaki kadınlara “Burayı hemen terk edin, burada dolaşmayın” diyerek sözlü hakaretlerde bulunması dikkat çekti. 

Sağanak yağmur ve kötü hava koşullarına rağmen eylem alanına gitmeye ve yeniden toplanmaya çalışan kadınları polis tekrar dağıttı. Etraftan görüntü almak ve fotoğraf çekmek isteyen insanlara sert tepkilerde bulunan polisler; eyleme gelen, tekrar toparlanmak için üçer beşer bekleyen her kadının fotoğraf ve görüntüsünü aldı.

Ankara 8 Mart 2018
Fotoğraf: Tamer Arda Erşin

Alanda mitingi takip eden gazeteciler de polis engeliyle karşılaştı. Bilgi almak için ulaştığımız kadınlar, “Duvara dayayıp başımızı eğmemizi istediler. Başımızı eğmeyince saçlarımızdan asılarak yere eğdirdiler” dedi. 

Ankara 8 Mart 2018
Fotoğraf: Tamer Arda Erşin

Gözaltına alınanlar, daha sonra hastaneye götürüldü. Gözaltı işleminin ardından Kabahatler Kanunu'na göre para cezası kesilen kadınlar serbest bırakıldı.

Ankara 8 Mart 2018
Fotoğraf: Tamer Arda Erşin

ANKARA KADIN PLATFORMU’NDAN AÇIKLAMA

Sokaklar kadınlara yasaklanırken Ankara Kadın Platformu, HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın da katılımıyla Eğitim Sen 2 No’lu Şube binasında açıklama yaptı. Açıklamaya Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan ve SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlu da katıldı. Platform üyesi Yurdagül Çabat, Ankara Kadın Platformu'nun 8 Mart bildirisini okudu.

‘8 MART DİRENEN KADINLARIN HİKAYESİDİR’

Ankara Kadın Platformu'nun bildirisini okuyan platform üyesi Yurdagül Çabat, 8 Mart’ın eşitlik, özgürlük ve insanca bir yaşam için mücadele eden, direnen kadınların hikâyesi olduğunu belirtti. Çabat , “Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadınla birlikte alanlardayız; dayanışmayla büyüttüğümüz mücadelemizde birbirimize güç katıyor, hayatı örgütlemeye devam ediyoruz” dedi.

 

‘SALDIRILARA ŞAŞIRMIYORUZ AMA KABUL ETMİYORUZ DA!’

OHAL baskılarına ve kadınlara, çocuklara, LGBTİ+ bireylere yönelik saldırılara dikkat çeken Çabat, “OHAL döneminde 11 kadın derneği, 1 çocuk hakları derneği kapatıldı. KHK’lar ile işten atılıyoruz; seçilmiş kadın belediye başkanları, milletvekilleri tutuklanıyor; kadınları baskı ile yıldırmaya çalışıyorlar. Uydurma gerekçelerle LGBTİ+ etkinlikleri, onur yürüyüşleri yasaklanıyor. Bu saldırılara elbette şaşırmıyoruz ama kabul de etmiyoruz” dedi.

‘DİNİ KURALLARI TOPLUMA KABUL ETTİRME FIRSATÇILIĞI YAPILIYOR’

Çocuk istismarına tepkilerin çoğaldığı bir dönemde, suçluları hadım ve idam etmekten bahsedildiğini belirten Çabat, cinsel suçları tedavi edilecek hastalıklar gibi göstermenin faillerin cezai sorumluluğunu, devletin de cinsel saldırıyı önleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmak anlamına geldiğine vurgu yaptı. İstismar ile rızaya dayalı cinsel ilişkiyi “zina” kavramı üzerinden tartışmanın da hem cinsel suçları normalleştirmek hem de dini kuralları topluma dayatma fırsatçılığı olduğunu kaydeden Çabat, “Hadım cezası, zina tartışması şerri hukuk demektir, yargının ancak dini referans alarak adil olacağı fikrinin topluma dayatılmasıdır, bunu asla kabul etmiyoruz. Cinsel şiddet, devlet şiddetiyle çözülemez” dedi.

‘ŞİDDET FAİLLERİ CESARETLENDİRİLİYOR’

Kadın cinayetlerinin bir önceki yıla göre yüzde 25 arttığını kaydeden Çabat, “Diyanetin kadın düşmanı fetvaları, 6284 sayılı yasanın uygulanmaması, OHAL bahanesiyle bir gecede geçen yasalar, yargıda kadın düşmanı kararlar eliyle şiddet failleri cesaretlendiriliyor” dedi.

Savaş politikalarının yarattığı travmanın en ağır sonuçlarını kadınlar ve çocukların yaşadığına dikkat çeken Çabat, “Savaş kadın ve çocuklar için açlık, yoksulluk, taciz, tecavüz ve ölüm demektir, kadınlar savaş karşıtı olmaktan, barış talep etmekten vazgeçmeyecek” dedi.

 

Çabat, her türlü baskı, kadın düşmanı politikalara karşı eşitlik ve özgürlük için yaşayan, üreten ve mücadele eden kadın ve LGBTİ+ bireylerin olduğunu kaydederek, “Bu korkunç tabloyu değiştirebilecek umut ve direnç var. Bizler bu kararlılıkla mücadelemizi yükseltiyoruz” dedi.

'TACİZDEN, TECAVÜZDEN, ŞİDDETTEN YANA TUTUM ALDILAR'

HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş, Ankara emniyeti “Üç, beş, altı kadının bile bir araya gelmesini şiddet uygulayarak engelledi. Ağır hakaretler ve küfürler eşliğinde kadınlara müdahalelerini sürdürdüler”dedi. Yapılan müdahalenin kabul edilemeyeceğini kaydeden Beştaş, “Toplumu itaate zorlayan bir yaklaşımın ürünüdür. Bugün AKP İktidarı, Ankara Valiliği ve Ankara Emniyeti tarafını açıkça belli etmiştir. Kendileri şiddet, taciz, tecavüz edenden yana tutum almıştır. Çünkü kadınların isyanı ısrarı tam da bu noktadaydı”ifadesinde bulundu. Müdahalenin keyfiyeti gibi gözaltıların da keyfiyet olduğunu söyleyen Beştaş, kadınları bölemeyeceklerini ve parçalayamayacakları vurguladı.

Darp edilerek gözaltına alınan 18 kişi kabahatler kanunundan ceza kesilerek serbest bırakıldı. Serbest bırakılan 8 Mart katılımcılar, polisin şiddetine ve hakaretine sıkça maruz kaldıklarını söylediler. (Ankara/EVRENSEL)

 

ÇORLU’DA 8 MART ETKİNLİĞİNE YASAK GELDİ

 

Çorlu’da bugün yapılmak istenen 8 Mart etkinliği Kaymakamlık tarafından OHAL bahanesiyle yasaklandı. Yasak kararı bildirildikten sonra, yasağa itiraz eden Kadın Platformu dikkate alınmadı. Çorlu Kadın Platformu yaptığı açıklamada “Her gün bir kadının öldürüldüğü, saat başı bir kadına tecavüz edildiği çocuklarının taciz ve tecavüze uğrama riskini 3 yaşa indiği emekçi kadınların iki kat sömürüldü bir dönemde kadınların etkinliğinin yasaklanması, çığlıkların bastırılması anlamına gelmektedir. Biz kadınlar olarak bu kadar utanca sessiz kalmak istemiyoruz ve Kaymakamlık Makamının da bu konuda tavrını değiştireceğini düşünüyoruz. Etkinliğimizin gerçekleştirilmesi için yapılan hatadan geri dönülmesini talep ediyoruz” dedi.

Yasaklamaya tepki göstermek üzere basın açıklaması yapmak isteyen 14 kişi polislerce darbedilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan bazılarının isimleri şöyle: Alev Yıldırım, Gönül Doğan, Kübra Yılmaz, Eda Erdoğan, Onur Akkuş, Selman Altundal, Emek Sidar Çiçek, Savaş. (Çorlu/EVRENSEL)


ESENYALI’DA KADINLAR ŞENLİKTE BİR ARAYA GELDİ

“Kadınların yaşam hakkını emeğini, ve geleceğini yok sayanlara  karşı yan yana gelelelim, dayanışmayı büyütelim” şiarıyla Eseneyalkı Kadın Dayanışma derneğince 8 Mart şöleni düzenlendi. Esenyalı Mavi düğün Salonundaki etkinliğie 500’ün üzerinde kadın katıldı. 

 “Tevacüz evlilik nedeni olmasın“, “Çocuk tecavüzeri aklanmasın ” “Yaşam hakını, emeğini ve geleceğini yok sayanlara karşı yan yana gelelim ” gibi taleplerin pankartlara yansıdığı etkinlikte Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği adın Adile Doğan konuştu. Doğan konuşmasında kadınlara yönelik taciz, tecavüz ve katliam haberleri ile karşılaşılırken, iktidarın bu sorunun çözümünden uzak adımlar attığını ve kadınları savunmasız bırakan yeni yasaları gündeme getirdiğini belirtti. İktidarın savaş politiklarına da dikkat çeken Doğan, savaşın en çok yoksulları etkilediğini ve savaş derinleştikçe hem yoksulluğun hem de giden canların artacağını, bunun için en çok kadınların savaşa karşı ses çıkarmasının önemine dikkat çekti. 

ÖLDÜRÜLEN HELİN PALANDÖKEN’İN BABASI DA KONUŞTU

Öldürülen Helin Palandöken’in babası Nihar Palandöken de etkinlik de konuştu. Palandöken, “Kızım Helin de bu cinayetlerden birine kurban gitti. Ben başta kendi kızım ve ülkemideki diğer kızlarımızın yok yere heba olmaması, sokakta rahatça dolaşması için mücadelemi veriyorum. Bu mücadelemde sizlerden destek istiyorum. Kızımın 14Mart’taki davasına herkesi sahip çıkmaya çağırıyorum” dedi. 

Etkinliğe Emek Partisi Tuzla ve Pendik ilçe örügtleri, CHP Pendik ve Tuzla ilçe örgütleri, HDP Pendik İlçe Örgütü, Pendik Kadın Dayanışma Derneği ve Esenyalı’daki bazı yöre dernekleri  katılarak destek verdi. Etkinliğe, Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros ile Ekmek ve Gül Dergisi adına Şengül Karadağ da katıldı. 

 

Etkinlikte Kadın Derneği Erbane Grubu, Grup Alzaymır ve Koma Seçkinlerin sahne allırken, etkinlik müzik dinletisi ve çekilen halaylarla son buldu. (İstanbul/EVRENSEL)


 

ADANA’DA EKMEK VE GÜL KOROSU KONSER YAPTI

Ekmek ve Gül kadın korosu kadınları 8 Mart etkinliğinde bir araya getirdi. Aylardır çalışmalarına devam eden Ekmek ve Gül Kadın Korosu hazırladıkları türkülerden bir dinleti düzenledi. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede Adana Umu Sahnesi de Can Yücel şiirlerinden oluşan tiyatro gösterisinde kadın sorununa dikkat çekti. Sinevizyon gösterimi ile başlayıp tüyatro gösterisi ve koro eşliğinde halaylarla devam eden gecede konuşan Emek Partisi İl Başkanı Sevil Aracı, kadınların geçmişte birleşince birçok zorluğu aşabildiğine dikkat çekerek savaşa karşı barış, şiddete karşı can güvencesi, çocuk istismarlarının önlenmesi, eşitlik taleplerini dile getirdi.

‘KADINLAR BİRLEŞİRSE DEĞİŞTİREBİLECEKLERİNİ GÖSTERDİLER’

Kadın dayanışmasının birçok zorluğu aşabileceğini ifade eden Aracı, çocuk evliliklerin önünü açacak yasa tasarısını kadınların geri çektirmelerini hatırlatarak “Yasa çıkaracağız, tecavüzcülere af çıkaracağız, dediler. Bunun karşısında binlerce kadın birlik oldu, yasaklara, basılara rağmen sokaklara döküldü ve yasa tasarısını geri çektirdi. İşte kadınların gücü budur” dedi. BM verilerine göre tüm dünyada kadınların yüzde 35'inin fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldığını, Dünya Salık Örgütü verilerine göre bu rakamın kimi ülkelerde yüzde 70'lere ulaştığını dile getiren Aracı, “Türkiye'de ise durum çok daha vahim. Her gün yeni şiddet, cinayet, istismar haberleri alıyoruz. 2017 yılında 409 kadın, 20 çocuk cinayeti, 307 çocuğun cinsel istismarı vakası basına yansıdı. Bunlar sadece basına yansıyanlar” dedi.

‘TALEPLERİMİZİ SÖYLEMEZSEK KENDİ YASALARINI GEÇİRMEYE DEVAM EDER’

Uzun süredir ülkenin OHAL kuşatmasında yönetilmeye çalışıldığını dile getiren Aracı, “Her gün yeni KHK'lerle yeni yasak ve baskılarla karşılaşıyoruz. İşten atılan, cezaevlerine gönderilen arkadaşlarımız var. Bu eşitsizliklerin, haksızlıkların, şiddetin karşısında biz kadınlar birik olmak zorundayız. Mücadele etmek zorundayız. Eşitlik özgürlük ve yaşam için şiddet, tecavüzlere karşı önce can güvenliğimiz diyoruz. Kadınları şiddet dolu bir hayata mahkum etmek isteyen tüm uygulamalara karşı çıkıyoruz” dedi. Arabuluculuk uygulamasına tepki gösteren Aracı, “Din görevlilerini boşanmaları uygulamak için öne sürdüler. Pek çok yeni yöntem deniyorlar. Kadınların şiddet görmesinin önüne geçilmesi gerekiyor. Bunun için biz kadınların örgütlü olması gerekiyor; çünkü biz talep etmezsek, biz susarsak onlar kendi yasalarını geçirmeye devam edecekler” dedi.

‘İDAM, HADIM ÇÖZÜM DEĞİL’

Çocuk istismarında idam ve hadımın tartışıldığına dikkat çeken Aracı, “Bunların hiçbiri önlem değil. ‘Cezaevine düşer, nasılsa gereği yapılır’ gibi düşünceyle hareket edemeyiz. Bunlar çocuk evliliğini de meşru kılarak bir yandan çocuk istismarını ‘evlilik var mı, yok mu’ dayatması içinde bırakıyorlar” dedi. LGBTİ bireylerinin yaşadığı şiddete dikkat çeken Aracı, “Tüm cinsel yönelimlerin eşit haklara sahip olmasını ve Anayasa'da tanımlanmasını, eşitlik hakkına sahip olmalarını istiyoruz” dedi.

‘KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR’

Tüm ülkede ve bölgede savaş değil, barış istediklerini ifade eden Aracı, “Yanı başımızda yaşanan savaştan, her gün ölüm haberleri geliyor ve kadınlar olarak ölüm haberleri duymak istemiyoruz. Kadınlar olarak savaşa verecek bir tek canımızın olmadığın ifade etmemiz gerekiyor. Savaşa bütçe harcamak yerine istismara karşı geliştirilecek yöntemler bulunması, bütçenin çocuklarımızın sağlığına harcanmasını istiyoruz” dedi. Kadınların erkeklerle aynı ücreti alamadığını, aynı çalışma koşularına sahip olmadığını dile getiren Aracı, “Çalışma yaşamında kadınlar her zaman baskı içerisinde, tacize uğrama tehdidi içerisine çalışıyorlar. Kreşler, kadın sağlığı gibi uygulamalar hiçbiri yerine getirilmiyor. Yapılanlar da göstermelik ve kimseye yetmeyecek yardımlar söz konusu. Bunca kuşatılmışlık içerisinde kadınların güçlerini birleştirmesinin önemi olduğuna inanıyorum” dedi.

Etkinliğine katılan kadınlar da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde alanda olacaklarını söyledi. ‘Eşit, özgür, şiddetsiz, OHAL’siz bir yaşam’ isteyen kadınlar taleplerini de Ekmek ve Gül’e anlattı. (Adana/EVRENSEL)

 

LÜLEBURGAZ’DA 8 MART HAZIRLIĞI: ‘YÜRÜYEREK’ GELİYORLAR!

Çınar TÜRKMEN
Lüleburgaz

Bu yıl kurulan Lüleburgaz Kadın Platformu, ilk etkinliğini 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında gerçekleştirecek. 11 Mart’ta Lüleburgaz’da Büyük Kadın Yürüyüşü düzenlenecek.

Lüleburgaz’daki çeşitli siyasi parti, sendika, meslek odası, dernek ve demokratik kitle örgütlerinden bağımsız, içinde sadece kadınların yer aldığı Lüleburgaz Kadın Platformu’nun dönem sözcüleri Aysel Balkan Tan, Gürcan Kırım, Ferihan Bulut ve Çiğdem Dikmen Uysal gazetemize bir ziyaret gerçekleştirerek hem kuruluş değerleri ve hedefleri, hem de 8 Mart’ta düzenleyecekleri etkinlikler hakkında bilgi verdiler.

Lüleburgaz’da tüm kadınları platform çatısı altında ortak mücadeleye ve dayanışmaya davet eden LÜKAP,  kadın sağlığı ve eğitimi, kadın emeği ve istihdamı, kadına yönelik şiddet ve taciz, çocuk hakları, çocuk bakımı ve beslenmesi, çocuk eğitimi ve ekoloji konularının yanında, kadınların siyasete müdahale etmesi ve katılımıyla özellikle ilgilendiklerini duyurdu.

Kadın ve toplum için sağlıklı yaşam ekseninde çalışmalar yapmak, kadına çağdaş eğitim hakkı için çalışmalar yapmak, kadının sosyal hayata katılımının sağlanmasına yönelik çalışmalar yapmak, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadının iş yerlerinde erkeklerle eşit haklara sahip olması için mücadele etmek, kadın ve şiddet konularında bilinçlendirme çalışmaları yapmak, kadın ve çocuk konularında bilinçlendirme çalışmaları yapmak hedefleri doğrultusunda oluşturulan Lüleburgaz Kadın Platformu, ilk etkinliğini ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde gerçekleştirecek.

LÜLEBURGAZ’DA 8 MART ETKİNLİKLERİ

8 Mart’ta alanlarda olunacağını vurgulayan Lüleburgaz Kadın Platformu, 7 Mart’ta Necdet Tekin Salonu’nda saat 20:00’de ‘Cinsiyet Eşitliği ve Medya’ konusunda Trakya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nur Yılmaz Ercin’in katılacağı bir sunum gerçekleştireceklerini duyurdu.

Öte yandan, 10 Mart Cumartesi günü saat 20:00’de Aşkiye Neşet Çal Sahnesi’nde ise ‘Pamuk İpliğine Bağlı Hayatlar’ adlı belgesel gösterimi ve Ekmek ve Gül Dergisi Editörü Şengül Karadağ’ın katılacağı Kadın İşçi Olmak konulu sunum gerçekleştirilecek.

LÜLEBURGAZ’DA BÜYÜK KADIN YÜRÜYÜŞÜ

11 Mart Pazar günü ise saat 13:30’da Lüleburgaz’da eski Hükümet Konağı önünde toplanarak Büyük Kadın Yürüyüşü düzenleneceğini açıklayan LÜKAP, Kongre Meydanı’na yürünerek burada bir basın açıklaması yapılacağını duyurdu.


AYDIN'DA PANEL DÜZENLENDİ

Aydın Kadın Dayanışması Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamalarını dün Milli Aydın Bankası Kültür Merkezinde düzenlediği etkinlikle başlattı. Dayanışma kokteyliyle başlayan etkinlikte, 8 Mart kutlamaları için bir araya gelen genç kadınların oluşturduğu tiyatro grubu, kadınların sorun ve mücadelesini anlatan bir oyun sergiledi.

Etkinlik, KHK ile ihraç edilen barış imzacısı Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yasemin Özgün ve KESK Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy’un konuşmacı olduğu panelle devam etti. Özgün, kadın mücadelesinin tarihsel gelişimi ve mücadelenin kadın dayanışmasını büyüterek sürdürülmesinin önemi üzerine konuştu. Kadınların küçük yaşlardan itibaren ayırdına vardığı eşitsizliğin, içlerinde isyan ateşini yaktığını belirten Özgün, farklı siyasal anlayışlardan kadınların sorunları ve ezilmişlikleri üzerinden dayanışma içine girebildiklerine dikkat çekerek: “Kadınların kadın olarak her alanda örgütlenmeleri lazım” dedi.

Atasoy da KHK’lerle binlerce kamu emekçisini işten atıldığını hatırlatarak, ihraçların en çok kadınlara zarar verdiğini söyledi. Özellikle bekar kadınların işten atılma ile birlikte yaşadıkları kentleri terk ederek tekrar ailelerinin yanına dönmek zorunda bırakıldıklarını söyleyen Atasoy, OHAL uygulamalarının özellikle kadınları yalnızlaşma ve çaresizlik içine sürüklediğini belirtti.

Aydın Kadın Dayanışması Platformu, Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerini 8 Mart Perşembe günü saat 18.00’de Özgecan Parkından Kent Meydanı’na yürüyüş ve meydanda yapacağı basın açıklaması ile sonlandıracak. (Aydın/EVRENSEL)

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found