Pazartesi, Ağustos 26, 2019

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Langfristige Artikel

Box Link

Events

 

 PANO

 

 

 

 

 Zonema de Domane ma

 

   
   
   
   

  

Dersimzaza.com'dan kısa bir açıklama

Facebook'ta sitemizin ismi ile benzerlik taşıyan bazı sayfalar görülmektedir. Bu sayfaların sitemizle hiç bir ilgisi yoktur. Sitemizin www.dersimzaza.com adresi dışında internet üzerinde herhangi bir hesabı ya da sayfası bulunmamaktadır.

Kamuoyunun dikkatine sunulur.

Dersimzaza.com

 


 

SURUÇ: Kanayan yaramız hesabını soracağız

 

SURUÇ: Kanayan yaramız hesabını soracağız

 

Suruç'ta yitirdiğimiz 33 can, Erdoğan'ın faşist vahşetlerinde yitirdiğimiz canlar, kalbimizin derinliklerinde ve mücadelemizde sonsuza dek yaşayacaklar. Unutturursak kalbimiz kurusun.

 

Ziya Ulusoy / ETHA

20 Temmuz 2019

 

Bugün 20 Temmuz Suruç katliamının 4. yıldönümü. Suruç, Erdoğan'ın faşist şeflik rejimini kabul ettirme dönemecindeki katliamıydı. Bilindiği gibi Erdoğan, Amed HDP mitingi-Suruç-10 Ekim Ankara katliamlar zinciriyle, tüm demokratik güçlere, halklara gözdağı vererek rejimini kabul ettirmek istemişti.
 
Diktatörün, Kürt Özgürlük Hareketiyle mücadele yoldaşlığına karşı katliamıydı.
 
Kobanê'ye giden sosyalist gençlere karşı katliam, Rojava Devrimi'ne, halkların birleşik devrimine karşı katliamdı.
 
Erdoğan, katliamlarla şok ve dehşet yaratarak, halkları ve demokratik güçleri teslim almak istedi.
 
7 Haziran'da demokratik güçlerin etkisinin hızla büyümesini kanlı Kasım seçimi sürecine sokarak boğmak istedi.
 
Ardından Çöktürme Planı'nı devreye soktu. Kandil'e savaşı yoğunlaştırdı. Cizre-Sur bodrum vahşetlerini, soykırımcı saldırganlığını, Cerablus-Bab-Efrîn işgal savaşlarını gerçekleştirdi.
 
Ülkeyi zindan çevirdi.
 
Suruç başlangıç ve simgeydi.
 
Erdoğan'ın faşist şeflik rejimi, bu kanlı saldırı ve savaşlar sayesinde, plebisiter antidemokratik seçimleri, hileleri ekleyerek, kuruldu ama istikrar sağlayamadı ve yönetemiyor.
 
Diktatörün, Suruç katliamını, IŞİD eliyle gerçekleştirmesi, bazılarının, IŞİD'in kendi inisiyatifiyle gerçekleştirdiği katliam yorumuna yolaçtı. Bilinçsizce yapılan bu yorum, mücadeleye zarar veren ağır bir yanılgı. SDG'nin tutsak aldığı IŞİD'lilerin ifadesi bile, IŞİD'in Türkiye bölümünün merkezden özerkleşerek büyük oranda Erdoğan ve MİT'in yönetimine girdiğini açığa çıkararak, bu yanılgıyı ortadan kaldırıyor.
 
Emperyalistler, Suruç ve diğer katliamlarında katil Erdoğan'a taziye demeçleri vererek, diktatörü aklamaya çalıştılar. Bu olgu bile, gerçek katili gizleme bilinçli çabasını göstererek, demokratik güçleri yanıltma politikasını kanıtlıyor. Emperyalistler bunu hep yapar, savaş suçu ortaklarını gizleme ve aklama onların stratejik politikasıdır.
 
Suruç ve katliamlar zincirine karşı direniş, halkların hesap soracağı direniş biçimlerini geliştirmek faşizme karşı mücadelede tayin edici öneme sahip.
 
Sosyalist gençlerin, bütün demokratik gençlik örgütleriyle omuz omuza "Suruç İçin Adalet Herkes İçin Adalet" mücadelesi, faşizme ve katliamlarına karşı mücadelede kilit halkalardan biriydi.
 
Bu 20 Temmuz'da da mücadele devam etti.
 
Diktatör ve tetikçileri, Kadıköy'de plastik mermilerle saldırarak, Suruç'da protesto ve anmaları yasaklayarak, bu mücadelenin önemini saldırganlığı sürdürerek gösteriyorlar. 70'li ve 90'lı yıllardaki katliamlara karşı mücadele ve bu mücadelenin çok daha büyütülerek faşist katiller ve mekanizmalarından hesap sorulmasının kesin sonuca vardırılamaması, nasıl ki faşizmin ve kitle dayanağının yeniden yükselmesine hizmet ediyorsa, Suruç ve katliamlar zincirine karşı da aynı acı verici ders geçerlidir.
 
Ama diktatör yasaklama ve polis saldırısına 4. yıldönümünde de devam ediyorsa, hem büyük katilin kendisi olduğunu kanıtlıyor ve hem de korkusunu gösteriyor.
 
Fakat, Erdoğan'ın faşist şeflik rejimi, sosyalist gençlerin mücadelesinin de içinde yeraldığı direnişle yine de istediği gibi yerleşemedi. Şimdi de "çözülmeye" başlıyor. Bu onur, direnişi omuzlayan devrimci ve demokratik güçlerindir.
 
Şimdi de, Suruç ve katliamlar zincirine, Cizre-Sur soykırımcı vahşetlerine, zindan sopasına, İşgalci Pençe savaşına, Rojava'da işgali genişletmeye, demokratik güçlerin tasfiyesi saldırısına karşı mücadeleyi geliştirmek, faşist şeflik rejiminin, kitle dayanağından başlayan "çözülme"sini derinleştirecek, onu yıkıma götürecektir.
 
Suruç'ta yitirdiğimiz 33 can, Erdoğan'ın faşist vahşetlerinde yitirdiğimiz canlar, kalbimizin derinliklerinde ve mücadelemizde sonsuza dek yaşayacaklar. Unutturursak kalbimiz kurusun.
 
Geliştireceğimiz ve yükselteceğimiz faşizmi yenme mücadelemizle ve bu mücadele içinde, onların hesabını mutlaka soracağız!

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found