Çarşamba, Eylül 20, 2017

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Archiv

Kürdistan ve Türkiye insan hakları için sokağa çıktı

 

 

Kürdistan ve Türkiye insan hakları için sokağa çıktı

 

Türkiye ve Kürdistan kentlerinde 10 Aralık İnsan Hakları Haftası dolayısıyla eylemler düzenlendi. Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi, tecrit ve OHAL'in kaldırılması istendi.

 

10 Aralık 2016 Cumartesi 13:25

HABER MERKEZİ - ANF

İSTANBUL

 

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Haftası etkinliklerinin açılışını Taksim Tramvay Durağı’nda gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla başlattı. Dövizlerin taşındığı eylemde sık sık sloganlar atıldı. Basın açıklamasını okuyan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Derya Gazioğlu, Kürt illerinde ilan edilen 'sokağa çıkma yasakları' sonucu birçok şehir ve kasabanın yerle bir edildiğini, yüzlerce silahsız, savunmasız insanın devlet güçleri tarafından öldürüldüğünü, Cizre'de 3 bodrumda 147 olmak üzere sokaklarda, evlerde toplam iki yüze yakın insanın öldürüldüğünü aktardı.
İnsan hakları ihlallerine ilişkin sayısal verileri de paylaşan Gazioğlu, şunları belirtti: "15 Temmuz askeri darbe girişimi ardından zaten vahim olan durum önceki askeri darbe dönemlerini de geçti. İHD verilerine göre şu ana kadar 90 binden fazla insan gözaltına alındı. Şu anda en az 146 gazeteci ve yazar tutuklu durumda. Bin 61 ana okulu, ortaöğretim kurumu ve lise, 15 özel üniversite, 113 öğrenci yurdu ve pansiyon kapatıldı. Bin 600'den fazla vakıf, 19 sendika kapatılırken Demokratik Bölgeler Partisi'nden (DBP) 50 belediyeye kayyum atanmış ve 50 belediyenin eş başkanı tutuklanmıştır. HDP eş başkanları ile birlikte on milletvekili cezaevindedir. Tutuklu HDP-HDK-DBP'lilerin sayısı 5 bin 600'dür. Kapatılan basın yayın kurumu 177'dir. En az 80 bin kişinin pasaport iptal edilmiştir. 100 bin'den fazla kamu görevlisi açığa alınmış, 80 bine yakın kamu görevlisi ihraç edilmiştir."

İZMİR 

İzmir'de TİHV, Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve İHD İzmir şubeleri, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla İHD İzmir Şube binasında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan TİHV İzmir Şubesi Başkanı Coşkun Üsterci, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin insanlık ailesi adına büyük bir kazanım olduğunu söyledi. 
Türkiye özelinde bakıldığında ise şiddetin her türünün sistematikleşmesi, yaygınlaşması ve hatta sıradanlaşması en büyük sorunu olduğunun altını çizen Üsterci, Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorununun en önemli halkasının ise Kürt sorunu olduğunu söyledi. Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yolla çözülmediği sürece Türkiye’deki insan hakları ve demokrasi sorunlarının çözülemeyeceğini vurgulayan Üsterci, "Türkiye’de 2015 Temmuzunda savaş politikalarına yeniden dönülmesiyle birlikte çözüm sürecinin yol açmış olduğu insan hakları açısından göreceli sükûnet yerini kaos ve ağır hak ihlallerine bırakmıştır" dedi. 
Üsterci, OHAL ve KHK'lerin Türkiye'nin insan hakları kazanımları bağlamında 10'larca yıl geriye götürüldüğünü kaydederken, "OHAL ve KHK'ların karşısında duracağız. Derneklerin ve basın kuruluşlarının kapatılmasını kabul etmeyeceğiz. İnsan Hakları mücadelemizi sonuna kadar götüreceğiz" dedi.
İHD İzmir Şubesi, her hafta düzenlediği "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" eylemini Konak Eski Sümerbank önünde gerçekleştirdi. Çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin de katıldığı açıklamada "Kayıplar belli failler nerede" ve "Kayıplar vicdanındır sahip çık" yazılı pankartlar taşındı. Dernek adına açıklama yapan İHD Şube Yönetim Kurulu üyesi Deniz Bayrak, 24 Ekim 2016 tarihinde kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından gözaltına alınan Özgür Gün TV çalışanı Müjgan Ekin'den 48 gündür haber alınamadığını hatırlattı.
"İç hukukun, uluslararası hukuk ve sözleşmelerinin ve insan haklarının tamamıyla yok sayıldığı, savaş hukukunun bile yerle yeksan edildiği '90'lı yılların OHAL'inde kaybedilen insanların akıbetlerini sormaya devam ederken yeni bir kaybın yaşanmasının endişesi içerisindeyiz" diyen Bayrak, Birleşmiş Miletler'in uluslararası sözleşme hukukuna göre, "zorlanmış ortadan kaybolma kaybetmenin insanlığa karşı suç" olduğunun altını çizdi. Bayrak, "Hiçbir devlet zorla kaybedilmeyi uygulayamaz, izin veremez, hoş göremez ve önlemek için gerekli tedbirleri alır. Hiçbir durum; savaş ilanı, savaş tehdidi, iç siyasi iktidarsızlık veya diğer olağanüstü durumlar zorla kaybetmeyi haklı çıkaramaz" diye belirtti.
Müjgan Ekin'in babası Esat Ekin'in sözlerini tekrarlayan Bayrak, “Ankara gibi yerde saat 15.00 gibi bir zamanda bir insan kayboluyorsa ve bulunamıyorsa bu devletin sorumluğundadır. Ben kızımı istiyorum. Kızımın gözaltında olduğunu düşünüyorum. Acaba 90’lı yıllara geri döndük mü diye düşünüyorum” diye konuştu. Türkiye'nin gözaltında kayıplarla dolu kirli bir tarihinin olduğuna dikkat çeken Bayrak, "Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Gözaltında kaybetme, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olması nedeniyle tüm insanlık ailesini ve insanlık onurunu hedef alır. Yetkililere soruyoruz. Müjgan Ekin nerede?" dedi.

AMED

İHD Amed Şubesi, TİHV Amed Temsilciği, Amed Barosu ve Amed Tabip Odası, İHD Şube binasında basın toplantısı düzenledi. Açıklama yapan İHD Şube Başkanı Raci Bilici, bir yıl önce Sur’da katledilen Amed Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi anarak başladı. Son bir yılı aşkın bir süredir yoğun çatışmalı bir süreçten geçildiğini belirten Bilici, “Asker, polis, örgüt militanı ve sivillerin gün aşırı yaşamını yitirdiği bu süreçte 1990’lı yıllarda çokça tanıklık ettiğimiz ağır insan hakları ihlalleri de farklı boyutlarda yeniden toplumun gündemine girmiş bulunmaktadır” dedi. 
Bilici, “Yayınlanan KHK’lerle hükümet politikalarına eleştirel yaklaşan toplumsal muhalif kesimler hedef haline getirilmiş pek çok toplumsal kesim ağır hak ihlallerine ve mağduriyetlere maruz bırakılmıştır” dedi. 
KHK’lerle basın, sivil toplum kuruluşları ve kamu kuruluşlarına dönük baskıların yanı sıra siyasi alanda da demokrasi ile bağdaşmayan yönelimlerin olduğunu belirten Bilici, HDP’li vekillerin tutuklanması ve belediyelere atanan kayyumların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol’üne uymadığını belirtti. 
Bilici, şöyle devam etti: “Çatışmalı taraflar acil olarak, müzakere koşullarının sağlanması amacıyla çatışmasızlığa geri dönmelidir. Bunun için devlet ve siyasal iktidar, çatışmaların derinleşmesini sağlayan sıkıyönetim uygulamalarına ve askeri operasyonlara bir an önce son vermeli ve çözüm müzakereleri yeniden başlatılmalıdır. Aynı şekilde PKK de, silahlı muhalefetini bir an önce askıya almalı ve siyasi diyalog kanallarını ivedi olarak açmalıdır. Çözüm sürecinin tüm aktörleri oluşacak çatışmasızlık sürecine dâhil edilmelidir. Bu nedenle Sayın Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecride son verilmelidir."

DERSİM

Dersim Barosu, baro binasında basın toplantısı düzenledi. Dersim Baro Başkanı Barış Yıldırım, geçmişten bugüne ciddi hak ihlallerinin yaşandığının altını çizdi. Birçok yerde olduğu gibi Dersim’de de aralarında belediye başkanı, meclis üyeleri ve daha birçok kişinin hukuksuzca tutuklandığını anlatan Yıldırım, “Bütün adli süreçlerde hukuk içinde kalınmalı, adil yargılanma hakkına riayet edilmeli, tutuksuz yargılanmanın esas olduğu gözetilmelidir. Keza haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı halde seçilmiş kişilerin görevden alınması da hukuka aykırıdır” dedi. 

MERSİN 

İHD Mersin Şubesi 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında Özgür Çocuk Parkı'nda basın açıklaması yaptı. "İnsan hakları ile insandır", "Barış hemen şimdi" dövizlerinin açıldığı açıklamada "İnsan Hakları ile insandır", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek" sloganları atıldı. Açıklamaya KESK Mersin Şubeler Platformu, DİSK Genel İş Mersin Şubesi, KESK Adana Şubeler Platformu, HDP, EMEP ve çok sayıda kişi katıldı. Açıklama yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, 2016 yılında yaşanan insan hakkı ihlallerinin zirve yaptığını söyledi. 
Tanrıverdi, "Türkiye'nin en temel sorunu insan hakları sorunudur. Bu sorunun en önemli halkasının ise Kürt sorunudur. Bu sorun demokratik ve barışçıl tarzda çözülmelidir" dedi.'
Tanrıverid, 2016 yılı boyunca Türkiye'de yaşanan hak ihlallerinin Mersin'de de tavan yaptığını söylerken, şöyle devam etti: "İHD Mersin Şubesi'ne 2016 yılı Kasım sonu itibari ile 397 hak ihlali başvurusu yapılmıştır. Gözaltında işkence iddiaları 174 kişi, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri 85 kişi, şiddet ve işkence baş vuruları 79 kişi, düşünce ve ifade etme engeli 23 kişi, sosyal hak ihlalleri 12 kişi, meslekten men başvurusu 13 kişi, kurum kapatma başvurusu 11 kişi, derneğimize yapılan hak ihlalleri başvuruları dışında ilimizde daha çok ihlal yaşandığı tarafımızdan bilinmektedir. Özellikle toplumsal olaylar gerekçe gösterilerek açılmış olan davaların ve kişilerin sayısını takip edebilmek imkansızlaşmıştır. Taleplerini dile getirmek isteyen dernek, sendikalar ve kurumlar üzerindeki baskılar gün geçtikçe çoğalmaktadır. Bunların her türlü basın açıklaması, toplantı, gösteri, yürüyüş ve etkinlikleri OHAL gerekçe gösterilerek valilik kararı ile yasaklanmaktadır."
İnsan hakları savunucuları olarak 2016 yılının insan hak ve özgürlüklerinin tamamıyla ortadan kaldırıldığı, baskının, şiddetin, kamplaşma ve kutuplaşmanın yükseldiği bir yıl olduğunu sözlerine ekleyen Tanrıverdi, insan hak ve özgürlükler sonuna kadar kullanılabileceği bir ülke yaratmak için mücadele etmeye devam edeceklerini ifade etti.
KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Kenan Hazar, KESK ve emekçiler üzerinde artan baskıların OHAL ile birlikte tavan yaptığını anımsattı. KESK'in yasaklamalar ve baskılar ile bitirile bileceğini düşünenlerin yanılacağını ve tarihin çöplüğüne gömüleceğini belirten Hazar, baskı ve sömürü düzenine karşı sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

ADANA

İHD Adana Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası nedeniyle İnönü Parkı'nda basın açıklaması düzenledi. “OHAL’e savaşa şiddet hayır” pankartının açıldığı açıklamaya, HDP, HDK, DİSK, EMEP ve Tabip Odası ile çok sayıda kişi katıldı. İHD Akdeniz Bölge Sorumlusu Avukat Yasemin Dora Şeker, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’le hak ihlallerinin artığına ve insan hakları kazanımlarının onlarca yıl geriye götürüldüğüne işaret etti. Şeker, “OHAL’e şiddete, savaşa karşıyız. OHAL ve KHK rejiminden derhal vazgeçilmelidir” dedi.

İSKENDERUN

İHD İskenderun Şubesi de İnsan Hakları Haftası kapsamında Eski Pitpazarı'nda basın açıklaması yaptı. "OHAL'e, şiddete, savaşa hayır" dövizlerinin açıldığı açıklamayı İHD İskenderun Şube Başkanı Coşkun Selçuk yaptı. Türkiye'de bugün yapılması en acil olanın barışın tesis edilmesi olduğunu kaydeden Selçuk, "Barış olmadığında yaşam hakkı korunmamakta, yaşam hakkı korunmayınca da diğer haklardan söz etmek mümkün değil. Demokrasinin ön şartı ifade özgürlüğüdür. Türkiye'de ifade özgürlüğü otoriter yönetimin yargı baskısı altındadır" dedi. Kürt Sorununun savaşla çözülemeyeceğinin açık olduğunu dile getiren Selçuk, "Siyasi iktidarı 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Deklarasyonuna sahip çıkmaya ve 7 Haziran 2015 seçimleriyle Türkiye halklarının ortaya koyduğu barış ve demokrasi iradesini tanımaya davet ediyoruz" diye kaydetti.

URFA

İHD Urfa Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında ülkede son süreçte yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek için basın açıklaması düzenledi. HDP ve DBP İl örgütleri ve çok sayıda kişinin katıldığı eylem, Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde yapıldı. “Tek yol barış” pankartının açıldığı eylemde, “Savaşa karşı barış”, “OHAL'e şiddete ve savaşa hayır” dövizleri taşındı. 
Basın metnini okuyan İHD Eş Başkanı Nahide Polat son bir yıl içinde Türkiye ve Kürdistan'da yaşanan hak ihlallerinin sıraladı. 
 

 

 

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found