Cuma, Eylül 22, 2017

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Archiv

Katliamlar ve güldürmeyen maskaralıklar ülkesi

 

 

Katliamlar ve güldürmeyen maskaralıklar ülkesi

 

Ahmet Aydın

03. 01. 2017

 

Yeni yılın ilk saatlerinde İstabul'da Reina adlı gece klübünde gerçekleştirilen ve 39 insanın ölümü 69 insanın yaralanması ile sonuçlanan vahşi katliamı ve artık maskaralığa dönüşmüş faşizmin uygulamalarını gördükten sonra, ''çok fazla yazmaya gerek var mı?'' Diye kendisine soruyor insan. Bu durumda sorulacak bir ''Türkiye nereye gidiyor?'' sorusuna karşılık olarak, ''cehennemin ta dibine gidiyor' cevabını verip noktayayı koymak yeterli gibi görünüyor. Çünkü öyle bir dönemden geçiyoruz ki, öz kendisini en çarpıcı haliyle görünşte yansıtıyor. Böylesi durumlar pek fazla açıklamaya gerek olmadan kendisini pratik olarak anlatır, yani fazla yoruma ihtiyaç duymaz.

 

Fakat her şeye karşın, yazma konusunda bizim cevabımız şudur: Evet düşünmeliyiz, araştırmalıyız, tartışmalıyız, öğrenmeliyiz ve yazmalıyız. 'Hayat görünenden ibaret değildir, görünenin arkasında bir öz vardır ve hayat bu özle anlam kazanır' ilkesini akılda tutarak yazmalıyız. Ancak belki daha çok, ne yapmalıyız, nasıl yapmalıyız? Soruları üzerinde yoğunlaşarak, yani değiştirme kavgamızın pratik ihtiyaçlarını merkeze alarak yazmalıyız.

 

Türkiye cehennemin dibine gidiyor diyoruz, çünkü cehennemi zaten yaşıyor ve daha kötüye gittiğine göre, demek ki; cehenemin daha kötü noktaları var.

 

Faşizm bir karabasan, bir vampir gibi toplumun üstüne çökmüş; insanların hayatlarını ve ruhlarını karartıyor.

 

Toplum birbirine düşman cephelere bölünmüş ve her cephe ''karşı taraf bize ne zaman saldırıp bizi boğazlayacak'' korkusuyla yaşıyor. Devlet bir parti devletine dönüştüğü için; zaten, toplumun yarısının devletten kötülük dışında bir beklentisi yok. Polis, Erdoğan-AKP-MHP faşizminin SS birliklerine dönüştürülmüş, yasadışı paramiliter birlikler oluşturulmuş. Hukuk sistemi çökmüş ve yargıya güven neredeyse sıfır noktasında. Bütün bunların üstüne bir de Suriye ve Irak topraklarında yetiştirilip ortalığa salınan, vahşi teröristler var. Kısacası halkın ne mal ne de can güvenliği kalmış. En önemlisi de; toplumun gelecek umudu neredeyse tükenmiş. Anne babalar kendi canlarından geçmiş, 'çocuklarımızı nasıl kurtaracağız' derdine düşmüşler.

 

Sürecin hiç mi hiç olağan bir seyir izlemediğini, önlenemezse bir felaket noktasına doğru gidildiğini gösteren başka emareler de var.

 

Hatırlanırsa AKP iktidarının tetikçisi olan mafya babası Sedat Peker, 'Oluk oluk kan akacak' ve 'Akan kanlarınızda duş yapacağız' sözleriyle Kürt halkını ve demokrat-ilerici aydınları tehdit etmişti. O sözlerden sonra Kürdistan kentlerinde yaşanan katliamları ve vahşeti gördük. Bu kişiler iktidarın tetikçileridirler; sahiplerinden talimat ve cesaret alırlar ve topluma korku salmak için onların mesajlarını yayarlar. Bugünlerde bu tür tetikçilerin konuştuğunu görüyoruz. Alevi diye piyasada pazarlanan Özdemir Özdemir adlı bir tetikçi, Kanal A adlı televizyon kanalında açıkça bazı Alevi kurumlarının başkanlarını ölümle tehdit etti. Akit yazarı ve eski refah Partisi milletvekili Şevki Yılmaz da televizyonda yaptığı konuşmada MİT'in HDP'lileri öldürmesi gerektiğini söyledi. Bu coğrafyada Aleviler ve Kürtler her dönem katliam tehdidi ile karşı karşıya kaldılar. Yani bu çağrılar ciddi birer katliam çağrısıdır. Ne var ki, ne polis ne de yargı bu tetikçiler hakkında hiç bir işlem yapmamaktadır.

 

Diğer taraftan 'Erdoğana çay yok' diyen bir işçi tutuklanıp bırakıldı. Her gün insanlar Erdoğana hakaret gerekçesi ile gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Yine sadece laiklik lehine konuşma yaptıkları için gençler gözaltına alındı. Bu durum maskaralıktan başka bir şey değildir. Normal zamanlarda gülüp geçilecek türden olan bu maskaralıklar, böylesi durumlarda insanı güldürmüyor. İnsana bayağılık ve çürümüşlük hissi veriyor. Bir ülke güldürmeyen maskaralıklar ülkesine dönüşmüşse bilin ki, orada hayat çürümeye başlamıştır.

 

Ama insandan ve hayattan umut kesilmez. Ki hayat çürüyenin üzerinden yeniden yeniden yeşerir.

 

Reina gece klübüne karşı yapılan saldırı siyasal İslamcı AKP iktidarının farklı inanç ve kimlikleri düşmanlaştıran ve farklılıkları şiddetle yok etmeye çalışan gerici-faşist politikalarının bir sonucudur. Erdoğan ve AKP iktidarı bu suçun ortağıdır. Saldırıda acımasızca katledilen insanları saygı ile anıyoruz, yaralılara geçmiş olsun diyoruz. Saldırıyı gerçekleştirenleri de lanetliyoruz.

 

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found