Perşembe, Eylül 21, 2017

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Archiv

Necmettin Büyükkaya anılıyor

 Necmettin Büyükkaya anılıyor

 
Kürd siyasi tarihinin önemli şahsiyetlerinden olan Necmettin Büyükkaya, ölümünün 34. yıldönümünde anılıyor. Büyükkaya, 1984'te Diyarbakır Cezaevi'nde işkence ile katledilmişti. 
 
 
IMPNews / 25.01.2017

Kürdistan siyasi tarihinin önemli şahsiyetlerinden olan Necmettin Büyükkaya, ölümünün 34. yıldönümünde anılıyor. Politik faaliyetleri içinde Salah ismi ile bilinen Büyükkaya, 1984 Diyarbakır Cezaevi direnişinde işkence ile katledilmişti. Necmettin Büyükkaya, 1943 yılında Siverek’e bağlı Karahan köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Siverek’te tamamladıktan sonra Diyarbakır’da Ziya Gökalp lisesinde öğrenimini sürdürdü. Ancak bir yıl sonra maddi imkansızlıklar nedeniyle okulunu bırakmak zorunda kaldı. Diyarbakır’dan ayrılıp Adana’ya gitti. Necmettin orada hem çalıştı hem de liseye devam etti. 1965 yılında liseyi bittirdi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitimini sürdürmek üzere İstanbul’a gitti. Üniversite yıllarında da çalışarak eğitimini tamamlamaya çalıştı. Ailenin ekonomik koşulları ve dönemin toplumsal koşulları onun dünya ve ülke sorunları ile erken yaşta tanışmasını sağladı ve örgütsel mücadeleye katıldı.Necmettin 1966 yılında Siverek Yüksek Tahsil Talebe Cemiyeti, Urfa Talebe Cemiyeti ve İstanbul Talebe Cemiyeti’ne katıldı. Aynı yıl Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP), bir yıl sonra da Fikir Kulüpleri Federasyonu’na üye oldu. TİP üyeliği ile başlayan siyasi hayatı Kürd politik hareketine yönelmesi ile devam etti.Aynı yıllarda İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerde Kürd aydınların siyasi faaliyetleri de yoğunlaşmıştı. 1969-1971 DDKO kuruluş çalışmaları hız kazanır. Necmettin Büyükkaya da İstanbul’da yaşayan bir grup aydın ile birlikte İstanbul DDKO’yu kurar ve kurucu başkan görevini üstlenir. Artık demokratik Kürd hareketinin gençlik liderlerinden biridir. Bu konumu onun diğer siyasi hareketlerle ilişki kurmasında kolaylaştırıcı işlev sağlar. Kendisi aynı zamanda DDKO’nun arkasındaki illegal komitenin beş üyesinden biridir. Kürd demokratik hareketinin bütün faaliyetleri bu komite aracılığı ile sağlanmaktadır. Davasına bağlılığı ve cesareti hem savaştığı güçlerin hem de siyasi örgütlerin dikkatine mazhar olur.
 
 
Anne ve babası ile  
 
12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası bütün siyasi ve demokratik kurumlarla birlikte DDKO’da kapatarak yasaklanır. Pek çok aktivist gibi Necmettin’in de ülkede kalma koşuları ortadan kalkmıştır. Bu yıllarda İstanbul’dan ayrılmasını yoldaşı Celal Uzun’a; ”İstanbul’da kaldığım evin sokağında asker karakol kurmuş dışarı çıkmam durumunda yakalanma ihtimalim çok yüksekti. Bu durum karşısında Yılmaz Güney’den yardım istedim ve Güney’in gönderdiği iki kadının yardımı ile evden çıkıp İstanbul’dan ayrılabildim” şeklinde anlatır. İstanbul’dan Siverek’e gelir. Bir süre köylerde saklanır. Ancak Siverek’te kalması riskli hale geldiğinden 26 Haziran 1971’de Güney Kürdistan’a geçer ve 10 Temmuz 1971’de Doktor Şiwan önderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi – Türkiye (PDK-T) üye olur. Partide dil ve siyaset üzerinde çalışmalar yapar. Sait Elçi ve Dr. Şiwan’ın öldürülmesi vakasının ardından Şiwan’ın arkadaşları dağılır. Necmettin de 22 Şubat 1972’de Batı Kürdistan’a geçer. Kamışlı’da Cemil Paşa’nın evinde bir süre kalır. Burada çeşitli siyasal ilişkiler geliştirir.
 
 
 
22 Eylül 1972 tarihinde Suriye’den ayrılarak Prag’a oradan da 6 Ekim 1972’de İsveç’e gider. Artık o bir siyası mültecidir. Mültecilik statüsü alması ile birlikte Avrupa, sosyalist ülkeler , Suriye, Lübnan arasında mekik dokur. 1974 genel affı sonrasında 1975’de ülkeye döner. Dönüşünün bir yıl geç olmasının nedeni dönmek için gereken maddi imkanları sağlamak amacıyla çalışmak zorunda kalmasıdır. Ülkeye dönüşünden sonra PDK-T ‘yi yeniden inşa eder ve partinin liderlerinden biri olarak görev üstlenir.Cezayir Anlaşması sonrası 1975’de Barzani liderliğindeki KDP, Irak rejimine karşı silahlı mücadeleyi bırakma kararı alır. Ancak KDP içinden ve dışından kimi grup ve bireyler mücadeleyi sürdürmeye devam eder. Aralarında Marksist Leninist ideolojiye sahip Şahap Şêx Nuri önderliğindeki Komela, Celal Talabani önderliğindeki Bizotnewe ve Ömer Debabe önderliğindeki Xeta Gişti grupları silahlı mücadeleyi sürdürmek üzere birleşme kararı alırlar. Birleşme Yekitiya Niştimanperwerên Kürdistan (YNK) çatısı altında Celal Talabani liderliğinde gerçekleşir. Kuruluş kongresinde savaşa devam kararı alınır. 
 
 
Büyükkaya, YNK Kurucuları Ömer Debabe ve Irak Cumhurbaşkanı Fuat Masum ile Kürdistan dağlarında
 
 YNK yöneticileri savaşın başarısı için Kürdistan’ın diğer parçalarındaki dost örgütler ile lojistik destek için temasa geçer. Kuzey’de temasa geçilen örgütlerden biri de Necmettin’in liderliğindeki PDK-T’dir. Ömer Debabe başkanlığında bir heyet PDK-T heyeti ile temasa geçer. Görüşmede; PDK-T’den savaş için sosyalist ülkelerden Suriye’ye gelecek araç ve gereçlerin kendilerine ulaştırılması, savaşta hasta ve yaralı Peşmergelerin tedavisinde destek olunmaları talep edilir. YNK ve PDK-T heyeti bu destek konusunda anlaşırlar. YNK’nin savaşa başlaması ile dört parçada zorlu bir süreç başlar. İnşası yeni tamamlanmış sınırlı bir kadroya sahip PDK-T altına girdiği yükümlüğün basıncıyla iç tartışmaya girer. Partinin çoğunluğu YNK’ye yardım yapamayacakları görüşündedirler. Buna karşı Necmettin; savaşa giren Peşmerge’yi yalnız bırakmanın onları dağlarda ölüme terk etmek demek olduğu görüşündedir. Partinin kararına rağmen yardımı devam ettirmek amacıyla yeni girişimler içine girer. Kürdistan’ın farklı parçalarında, Lübnan ve Filistin’de silah tedariki için çalışır. Kişesel bir dostu ile bu çalışmalarını devam ettiren Necmettin’in bu tutumuna karşı partideki statüsü dondurulur ve ilişkisi askıya alınır. Ancak o çalışmalarına devam eder. Suriye’de bulunan Ömer Debabe; savaş gereçlerinin temini ve depolanması işini, Necmettin ise onların Türkiye üzerinden Güney’de Peşmergelere ulaştırmayı üstlenir. Ancak parti ilişkisini dondurduğundan yanlız kalmıştır. Necmettin ve arkadaşları uzun zaman Rojava’dan getirdikleri silah ve malzemeleri Irak sınırından aşırarak Peşmerge’ye ulaştırmayı başarırlar.Necmettin 1978’de bir grup arkadaşı ile birlikte KAK’ı (Komeleya Azadiya Kürdistan) kurar. Kurulan örgüt kadro düzeyindedir. Örgütün kadro düzeyinde kalmasının nedeni, asıl hedefinin Kuzey’de farklı örgütler ile birlik inşa etmektir.
 
 
Kamışlo'da Kadri Cemilpaşa ve Ömer Çetin ile 
 
İşkence ile katledildi
 
Necmettin Büyükkaya 12 Eylül askeri koşularında da çalışmalarına devam ederken Diyarbakır’da 15 Nisan 1982 yılında tutuklandı. 24 Ocak 1984 yılında Diyarbakır Cezaevindeki direnişte işkence ile katledildi. Cezaevi arkadaşlarından Mervan Nasim, Büyükkaya’nın katledildiği direnişi şöyle anlatıyor: “Ocak direnişi 24. Koğuş’tan yönlendiriliyordu. Necmettin’in diğer gruplar üzerindeki etkisini bilen cezaevi idaresi onu tehditle yıldırmaya çalışıyordu. Necmettin’in de içlerinde olduğu birkaç kişiyi işkence yeri olarak kullandıkları banyo kısmına götürdüler. Orada, Yüzbaşı Abdullah Kahraman ile Necmettin Büyükkaya arasında şu konuşma geçti; -Necmettin Büyükkaya daha evvel sizi ikaz etmiştim, uzatmaya gerek yok. Elbiseyi giyersen sana dokunmam, ama giymem deyip direnişe devam edersen seni burada hemen öldürürüm.-Komutan beni burada öldüreceğinden eminim. Ama şunu hiç unutma, ben size teslim olmayacağım. Sizden korkmuyorum.”Diyarbakır Cezaevi’ndeki Ocak 1984 direnişinde Necmettin Büyükkaya'nın dışında; Remzi Aytürk, Yılmaz Demir, Cemal Arat ve Orhan Keskin isimli tutuklular da yaşamını yitirmiş, pek çoğu da sakat kalmıştı. Necmettin Büyükkaya her yıl Siverek’teki mezarı başında toplanan dostları tarafından anılır. Büyükkaya’nın Kürd dili ve tarihi üzerine yazdığı çeşitli kitapları bulunmaktadır. (A.B)
 
 
İmralı Cezaevi'nde Yılmaz Güney ve bir arkadaşı ile

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found