Cumartesi, Aralık 07, 2019

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Archiv

Halktan gerçekleri gizlemeye çalışanlar halkın dostu değildirler

 

Halktan gerçekleri gizlemeye çalışanlar halkın dostu değildirler

IŞİD çetelerinin Şengal’de Êzidilere karşı gerçekleştirdiği soykırım saldırısı, dünya kamuyounda büyük bir tepki ve nefret uyandırdı. Bunun yanısıra, halkı savunmasız bırakıp çekilen Peşmergelere karşı da haklı bir öfke var.

Şu anda Güney Kürdistan'da IŞİD çetelerine karşı hemen hemen tüm Kürt güçlerini kapsayan fiili bir savunma cephesi oluşmuştur. Ayrıca bölgedeki Êzidiler ve diğer azınlıklar da kendi öz savunma güçlerini oluşturup direnişe geçmişlerdir. Bu mücadele birliğini önemsediğimizi belirtmeliyz. Çünkü, bu cephenin zaferi; bölgemizde adeta insanlığın barbarlığa karşı zaferi anlamına gelecektir ve tüm bölge halkları için yaşamsal bir değer taşıyacaktır. Dünya'da da bu cephe ile siyasal ve sosyal dayanışma hareketleri giderek gelişiyor.

Diğer yandan, Şengal Felaketi ve onunla birlikte Günye Kürdistan'ın yaşadığı ciddi işgal tehlikesinin nedenleri; doğal olarak çeşitli boyutları ile tartışılıyor. Bölgeyi yakıp yıkan bu ateşin kaynağı, yarattığı tahribat ve tehlikenin yakın zamanda kazanabileceği boyut tartşılmaya çalışılıyor. Ancak bu tartışma sürecinin Kürt basını zemininde sağlıklı yürütüldüğünü düşünmüyoruz.

Şengal Felaketi’nin ikinci gününde ve Peşmerge’nin halkı savunmadan geri çekildiği gerçeginin Mesut Barzani tarafından resmen kabul edilmesinden sonra yaptığımız açıklamada, Halkı savunmasız bırakıp kaçanlar suça ortaktır” demiştik. Ayrıca, bu felaketlerin yaşanmasında özellikle KDP’nin yanlış ittifak ilişkilerinin ve izlediği politik çizginin önemli bir rolü olduğunu belirtmiştik. Bu görüşlerimizi hala koruyoruz. Görüşlerimizin bazı çevreleri rahatsız ettiğini ve bu çevrelerin gayri ahlaki söylem ve yöntemlerle saldırdıklarını da görüyoruz.

Elbette, tüm Peşmerge güçlerini bu olaydan dolayı suçlamak yanlıştır. Hukuki ve pratik sorumluluk, geri çekilmeden sorumlu kişi ve kurumlara aittir. Ve bu kişi ve kurumlar mutlaka hukuk önünde bu işin hesabını vermelidirler. Nitekim, hemen hemen bütün Êzidi temsilcileri Peşmerge’nin tavırına karşı tepkilerini ve sorumluların cezalandırılması yönündeki taleplerini dile getirdiler.

Güney Kürdistan ve Irak Hükümetleri Şengal Felaketi’nin yaşanmasına ortak olanların cezanaldırılması sorumluluğundan kaçamazlar. Mesut Barzani’nin bu konudaki tavırı yetersiz de olsa olumludur. Barzani konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: Şengal olayı, Ezidi kardeşlerimiz ve bacılarımızın başına gelen büyük felaketten sonra bölgenin savunmasından sorumlu parti, asker ve emniyet yetkililerinin tamamı görevden alındı. Hakikatlerin araştırılması için araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon, bu sorumluların cezalandırılmasıyla ilgili kararı verecektir. Halkı ve Peşmerge’yi savunmada ihmalkârlık edenler cezalandırılacaktır.” Umarız Barzani bu duruşunu daha ileriye taşır ve süreci sonuca kadar sürdürür.

KDP’ci ve Barzanici olarak gözüken bazı çevre ve kişiler, Şengal gerçeğinin kamuoyunda tartışılmasından özellikle de, Peşmergenin Êzidi Halkı’nı savunmadan Şengal’den çekilmesi ilgili konşulmasından ve KDP’nin izlediği politik çizginin eleştirilmesinden oldukça rahatsızdırlar. Elbette, onlar “biz eleştirmeyin demiyoruz, düşmanlık yapmadan ve kazanımlara zarar vermeden eleştirin diyoruz” savunması yapacaklardır. Her kesin “düşmanlık” ve “zarar” ölçütü farklıdır. Örneğin; bir kökten dinci için bir Atesitin din ile ilgili söyleyceği her şey, “Allaha küfür ve dine düşmanlık” anlamına gelir. Dolayısı ile her yöne çekilebilecek ve sınırları alabildiğine belirsiz “düşmanlık” ve “kazanımlara zarar” kriterleri ile eleştirilerin önünü kesmeye çalışmak ve hatta insanlara hakaret etmek ne objektif ne de ahlaki bir yaklaşımdır.

Eleştirilerin haklı veya haksızlığını, doğru veya yanlışlığını ortaya koyacak en önemli ve evrensel kriter, yaşandığı iddia edilen bir olayın ya da yapıldığı iddia edilen bir eylemin gerçekten olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu sonuca da ancak, tanıklar ve belgeler yardımı ile ulaşılabilir. Şengal olayı üzerinden gidersek: Peşmerge’nin Şengal halkını savunmadan geri çekildiği doğru mudur? Ve biz bunu somut olarak ortaya koyacak bilgi ve bulgulara sahip miyiz? İki soruya da cevabımız evettir. Olayı yaşayan Ezidilerin tanıklığı ve Mesut Barzani’nin açıklamaları diğer kaynaklara ihtiyaç göstermeyecek şekilde bu cevabı vermemize fazlası ile yetiyor. Bu durumda, Peşmergenin tavırını eleştirmek Kürt Halkı’na düşmanlık yapmak değil, bir gerçeği ortaya koymaktır. Aksine, bu durumu halktan gizlemeye çalışmak, halka karşı dostça davranmamak anlamına gelir.

Biz “Halkı savunmasız bırakıp kaçanlar suça ortaktır” belirlemesi yaparken, sadece politik ve idolojik gerekçelerden hareket etmedik. Bütün bunlardan önce uluslararası hukuku referans olarak aldık. Yakın zamanda Şengal Felaketi konusunda uluslararası hukuk alanında emsal oluşturacak bir mahkeme kararı çıktı. 1995 yılında Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinde katledilen 8 bin Boşnak erkeğinin aileleri, o dönem bölgede BM adına güvenlik görevi üstlenen Hollandalı askerlere karşı, kendilerine sığınan Boşnak sivilleri Sırplara teslim edip 300’ünün katledilmesine neden oldukları gerekçesi ile Hollanda mahkemeleri nezdinde dava açmışlardı. Bu dava, 16 Temmuz 2014 tarhinde sonuçlandı ve Hollanda mahkemesi kendi askerlerini Boşnak Soykırımı ile ilgili “kısmen suçlu buldu”. Bu karar Bosnalı aileleri tatmin etmese de, katliama zemin hazırlayanların ve ya engelleyebilecekleri halde engellemeyenlerin suça ortak olduklarını tescil eden bir önemli karardır.[1]

Şengal Felaketi’nin bir de siyasi sorumluluğu vardır. Çünkü Şengal halkını ve bir bütün olarak Güney Kürdistan’ı felaketin eşiğine getiren esas faktör, güney Kürdistan yönetiminin ittifak anlayışı ve izlediği politik çizgidir. IŞİD çetesinin tehdit olarak algılanmaması ve gerekli tedbirlerin alınmaması, bu politik çizginin doğurduğu bir sonuçtur. Bu çizginin sorgulanacağı esas zemin Güney Kürdistan Parlamentosu’dur.

Yaşanan sorunla ilgili atılması gereken adımlar konusunda söylediklerimiz, asgari düzeyde burjuva demokratik yapıya sahip olan bir ülkede görülebilecek standart uygulamaları içeriyor. Güney Kürdistan yönetiminin bu olay karşısında geliştireceği tavır, bir anlamda onun demokrasi ve adalet alanlarında geldiği düzeyi ortaya koyacaktır.

IŞİD saldırıları belki halka büyük zarar verdi, ancak aynı zamanda Günye Kürdistanlıların neyi doğru neyi yanlış yaptıklarını ortaya koydu. Günye Kürtleri bu acı tecrübeleri, daha demokratik ve adil bir yönetim ve daha sağlam bir toplumsal birlik yolunda kazanımlara dönüştürebilirler.

24. 08. 2014

Dersimzaza.com

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

[1] http://www.aa.com.tr/tr/dunya/359475--hollanda-srebrenitsa-soykiriminda-kismen-suclu-bulundu

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found