Cumartesi, Ağustos 15, 2020

Platzhalter roof5

 

Arama

Archiv

Bana ne gördüğümü sormayın

 

Bana ne gördüğümü sormayın

Koço Köyü’nden Êzidî kadınlar anlattı: ‘Hala kadınlar DAİŞ’in elinde, ben artık dünyada iyi insanların olduğuna inanmıyorum. Bana ne gördüğümü sormayın, 9 yaşındaki bir çocuğun gözlerinin önünde defalarca tecavüz saldırısına uğrayan biri neler yaşar siz tahmin edin’

Zehra DOĞAN / Jinha /11 Ağustos 2015

Duhok / Jinha - Şengal’in 20 kilometre güneybatısında bulunan bin 200 nüfusa sahip Koço Köyü’nde 380 erkek ve 115 yaşı ilerlemiş kadın DAİŞ çeteleri tarafından vahşice katledildi. Köyden esir alınan bin kadın ve çocuktan şu ana kadar yalnızca 412 kadın kurtulmayı başarmış. DAİŞ’in Êzidîlere yönelik gerçekleştirdiği saldırı sonrası geriye neredeyse yaşayan hiç kimsenin kalmadığı Koço Köyü’nden iki kadın, yaşadığı vahşeti anlattı.

‘Düğünümün olduğu yerde...’

Saldırının başladığı gün iki çocuklarını sakladıktan sonra eşiyle birlikte kaçırılan ve o gün bugündür siyahlara bürünen N.S. esir kaldığı 10 ay içinde yaşadıklarını anlattı: “Benim gözlerimin önünde 115 erkeğin boğazını kestiler. 12 yaşından büyük erkekleri öldürüyorlardı, daha küçükleri esir aldılar, onları savaşa hazırlıyorlardı. 115 kız çocuğunu da alıp götürdüler, öldürmek ve satmak serbestti onlar için. Aylarca Koço Köyü’nde kaldım. Akrabalarımın katledildiği yerde, öncesinde düğünümün olduğu, çocuklarımı doğurduğum topraklarda artık seks kölesiydim.”

Aylardır siyah giyiyorum

Eşi, kayınbiraderi, kayınbabası ve kardeşlerinin akıbetini bilmediğini söyleyen N.S. “15 Ağustos 2014 benim en kara günümdür. O günden bu güne hep siyah elbiseler giyiyorum. Hala kadınlar DAİŞ’in elinde, ben artık dünyada iyi insanların olduğuna inanmıyorum, kimse bizim feryadımızı duymuyor. 73 fermanın hiçbiri böyle değildi, ilk defa kadınlar ganimet olarak kullanıldı. Bana ne gördüğümü sormayın, 9 yaşındaki bir çocuğun gözlerinin önünde defalarca tecavüz saldırısına uğrayan birinin neler yaşadığını siz tahmin edin” dedi.

‘Ya ölecek ya kurtulacaktık’

Çetelerin elinden kurtulan ancak eşinin ve yakınlarının akibetini bilmeyen S.S. ise şöyle anlatıyor yaşadıklarını: “Katliamın ardından bir yıl geçti, hala her şey aynı. Ben şanslı olanlardım; bir şekilde kurtardım kendimi ve gecenin bir saati Musul’un dışında bir köyde rastgele bir kapıyı çaldım. Yanımda bir arkadaşım daha vardı. Tamamen işi şansa bıraktık, ya ölecek ya da kurtulacaktık. Bir adam kapıyı açtı, kendimi onun ayaklarına attım ve yalvardım. Adam bize acıdı, odunluk gibi bir yere sakladı. Oraya küçük bir tuvalet ve banyo yaptı. Oradan 5 ay hiç çıkmadık. 5 ayın sonunda ailemize ulaştık” dedi.