Pazartesi, Aralık 16, 2019

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Archiv

HDP Seçim beyannamesini açıkladı: "Büyük İnsanlık Büyük Barış"

 

HDP Seçim beyannamesini açıkladı: "Büyük İnsanlık Büyük Barış"

 
"Büyük İnsanlık Büyük Barış" beyannamesini açıklayan HDP, yaşanan savaşın Erdoğan'ın Meclis iradesini yok sayan "diktatöryal" eğilimleri olduğunu belirterek, "Kalıcı bir barışı, köklü bir demokrasiyi, yerel demokrasinin inşasını, hayatın her alanında kadın-erkek eşitliğini, emekçilerin sosyal haklarının sağlanmasını, güvenceli çalışma ve yaşam koşullarını, ekolojik bir yaşamı, bütün ezilen kimliklerin özgürleşmesini sağlayabilecek halkçı, demokratik bir hükümetin inşası için HDP sorumluluk almaya hazırdır" denildi

 

Yaşananların sorumlusu Erdoğan'dır

ANKARA / DİHA -02 Ekim 2015 13:01 Halkların Demokratik Partisi (HDP) 1 Kasım seçimleri öncesinde "Büyük İnsanlık Büyük Barış" beyannamesini açıkladı. İnadına barış, inadına HDP sloganı ile açıklanan beyannamede, 7 Haziran seçimleri sonrasında yaşananlara dair gelişmeler değerlendirildi. "7 Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkan sonuçların Erdoğan diktasına, yolsuzluk ve yozlaşma ile özdeşleşen AKP Hükümeti'ne son verebilir, 'Demokratik bir Cumhuriyet'in kapısını aralayabilirdi" değerlendirmesi yapıldı. Erdoğan'ın "Saray Darbesine son verilme imkanlarının heba edildiği ama aynı zamanda Erdoğan'ın meşruiyetinin tartışmalı hale geldiği vurgulanan beyannamede şu tespitlere yer verildi:

Kürt sorunu yok diyenler savaşı başlattı!

"7 Haziran sonrası, 'demokratik değişim' rüzgârının kendini de silip süpüreceğinden dehşete düşen Erdoğan, ikna edici ve inandırıcı hiçbir gerekçe olmaksızın ülkeyi savaş ve kaos ortamına sürükledi. Onlarca insanın yaşamını yitirmesine neden olan savaşın ve kaosun siyasi sorumlularını başka diyarlarda aramaya gerek yok. Sorumlular, 'Kürt sorunu yok, müzakere yok, masa yok' diyerek çözüm sürecini sona erdirenlerdir. '400 milletvekili olsaydı böyle olmazdı' diyerek ülkeyi yeniden şiddet ortamına sürükleyenlerdir. Halkların demokratik iradesine saygı göstermeyen ve 'Saray Darbesi'yle bu iradeyi ortadan kaldırmak isteyenlerdir. Seçimle işbaşına gelip seçimle gitmek istemeyen despotlardır.

Yaşananların sorumlusu başkanlık hayali kuranlardır

Bugün yaşanan savaşın sorumluları 'başkanlık sistemi' hayali kuranlardır. Halkları birbirine düşman kılarak, toplumsal kutuplaşmayı artırarak, kirli savaş yürüterek imha ve inkâr siyasetini yeniden canlandırma peşinde olanlar, bu savaşın ve savaşta yitirilen onlarca insanın kendilerine iktidarın kapısını açacağını sanıyorlar. Yanılıyorlar; halklar bu savaşın neden çıktığını çok iyi biliyor ve bunun hesabını 1 Kasım seçimlerinde 400 vekil hayali kuranlardan soracaktır."

'Radikal demokrasi halk iktidarıdır'

Gerçek demokrasiye ancak ezilenlerin mücadelesiyle ulaşılabileceği yönündeki tespitle erişilebileceğine vurgu yapılan beyannamede "Radikal demokrasi, halkın kendi hayatı üzerinde örgütlü bir güç olarak gerçek iktidar haline gelebilmesidir. Toplumun güçlenmesi ve bunun özgürlüğün, adaletin ve eşit yurttaşlığın temeli haline gelmesidir" denildi. Radikal demokrasinin aynı zamanda işçi ve emekçilerin iş yerlerinde iş cinayetlerine karşı korunması, grev hakkı, anadilde eğitim, yeni yaşamın birlikte kurulması olduğuna vurgu yapılan açıklamada, radikal demokrasinin kadınların erkek egemenliğine ve şiddetine karşı mücadelede desteklerinin çoğaltılması olduğuna işaret edildi.

'HDP barış için halkçı hükümette yer almaya hazır'

Radikal demokrasinin geniş geniş tanımlandığı beyannamede, "1 Kasım'a giderken, hepimizin yediğimiz ekmek, içtiğimiz su, soluduğumuz hava kadar barışa, demokrasiye, adalete ihtiyacı var" değerlendirmesine yer verildi. "Dikta yönetimine değil, halkın özyönetimine ihtiyacımız var" denilen beyannamede, HDP'nin koalisyon görüşmeleri boyunca dile getirdiği "Demokrasi, Adalet, Barış" ilkeleri hatırlatılarak, "Türkiye'nin içinde bulunduğu krizden çıkışının yegâne formülü, bu programın uygulanmasıdır. Kalıcı bir barışı, köklü bir demokrasiyi, yerel demokrasinin inşasını, hayatın her alanında kadın-erkek eşitliğini, emekçilerin sosyal haklarının sağlanmasını, güvenceli çalışma ve yaşam koşullarını, ekolojik bir yaşamı, bütün ezilen kimliklerin özgürleşmesini sağlayabilecek halkçı, demokratik bir hükümetin inşası için HDP sorumluluk almaya hazırdır" denildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 1 Kasım seçimleri öncesinde "Büyük İnsanlık Büyük Barış" beyannamesini açıkladı. İnadına barış, inadına HDP sloganı ile açıklanan beyannamede, 7 Haziran seçimleri sonrasında yaşananlara dair gelişmeler değerlendirildi. "7 Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkan sonuçların Erdoğan diktasına, yolsuzluk ve yozlaşma ile özdeşleşen AKP Hükümeti'ne son verebilir, 'Demokratik bir Cumhuriyet'in kapısını aralayabilirdi" değerlendirmesi yapıldı. Erdoğan'ın "Saray Darbesine son verilme imkanlarının heba edildiği ama aynı zamanda Erdoğan'ın meşruiyetinin tartışmalı hale geldiği vurgulanan beyannamede şu tespitlere yer verildi:

Kürt sorunu yok diyenler savaşı başlattı!

"7 Haziran sonrası, 'demokratik değişim' rüzgârının kendini de silip süpüreceğinden dehşete düşen Erdoğan, ikna edici ve inandırıcı hiçbir gerekçe olmaksızın ülkeyi savaş ve kaos ortamına sürükledi. Onlarca insanın yaşamını yitirmesine neden olan savaşın ve kaosun siyasi sorumlularını başka diyarlarda aramaya gerek yok. Sorumlular, 'Kürt sorunu yok, müzakere yok, masa yok' diyerek çözüm sürecini sona erdirenlerdir. '400 milletvekili olsaydı böyle olmazdı' diyerek ülkeyi yeniden şiddet ortamına sürükleyenlerdir. Halkların demokratik iradesine saygı göstermeyen ve 'Saray Darbesi'yle bu iradeyi ortadan kaldırmak isteyenlerdir. Seçimle işbaşına gelip seçimle gitmek istemeyen despotlardır.

Yaşananların sorumlusu başkanlık hayali kuranlardır

Bugün yaşanan savaşın sorumluları 'başkanlık sistemi' hayali kuranlardır. Halkları birbirine düşman kılarak, toplumsal kutuplaşmayı artırarak, kirli savaş yürüterek imha ve inkâr siyasetini yeniden canlandırma peşinde olanlar, bu savaşın ve savaşta yitirilen onlarca insanın kendilerine iktidarın kapısını açacağını sanıyorlar. Yanılıyorlar; halklar bu savaşın neden çıktığını çok iyi biliyor ve bunun hesabını 1 Kasım seçimlerinde 400 vekil hayali kuranlardan soracaktır."

'Radikal demokrasi halk iktidarıdır'

Gerçek demokrasiye ancak ezilenlerin mücadelesiyle ulaşılabileceği yönündeki tespitle erişilebileceğine vurgu yapılan beyannamede "Radikal demokrasi, halkın kendi hayatı üzerinde örgütlü bir güç olarak gerçek iktidar haline gelebilmesidir. Toplumun güçlenmesi ve bunun özgürlüğün, adaletin ve eşit yurttaşlığın temeli haline gelmesidir" denildi. Radikal demokrasinin aynı zamanda işçi ve emekçilerin iş yerlerinde iş cinayetlerine karşı korunması, grev hakkı, anadilde eğitim, yeni yaşamın birlikte kurulması olduğuna vurgu yapılan açıklamada, radikal demokrasinin kadınların erkek egemenliğine ve şiddetine karşı mücadelede desteklerinin çoğaltılması olduğuna işaret edildi.

'HDP barış için halkçı hükümette yer almaya hazır'

Radikal demokrasinin geniş geniş tanımlandığı beyannamede, "1 Kasım'a giderken, hepimizin yediğimiz ekmek, içtiğimiz su, soluduğumuz hava kadar barışa, demokrasiye, adalete ihtiyacı var" değerlendirmesine yer verildi. "Dikta yönetimine değil, halkın özyönetimine ihtiyacımız var" denilen beyannamede, HDP'nin koailsyon görüşmeleri boyunca dile getirdiği "Demokrasi, Adalet, Barış" ilkeleri hatırlatılarak, "Türkiye'nin içinde bulunduğu krizden çıkışının yegâne formülü, bu programın uygulanmasıdır. Kalıcı bir barışı, köklü bir demokrasiyi, yerel demokrasinin inşasını, hayatın her alanında kadın-erkek eşitliğini, emekçilerin sosyal haklarının sağlanmasını, güvenceli çalışma ve yaşam koşullarını, ekolojik bir yaşamı, bütün ezilen kimliklerin özgürleşmesini sağlayabilecek halkçı, demokratik bir hükümetin inşası için HDP sorumluluk almaya hazırdır" denildi.

Kadınlar özsavunmaya ve Kadın Bakanlığı'nı kurmaya

HDP beyannamesinde kadınlar tarafından kaleme alınan kadınlarla ilgili bölümde, kadınların her türlü saldırı ve şiddete karşı "özsavunmasını alacağı" belirtilerek, Kadın Bakanlığı'nın kurulması ve 8 Mart'ın kadınlar için tatil ilan edilmesi gibi vaatlere yer verildi.

HDP Eş Başkanlarının birlikte açıkladığı ve kadınlara ayrılan beyannamenin ilk bölümünde, "Özgürlük ve eşitlik için kadınlar kazanacak" sloganı ile kadınlara geniş yer verildi. Kadınlar tarafından hazırlanan beyannamenin ilgili bölümü kadına yönelik şiddet ve saldırılara karşı tepki gösterilen ve kadın iradesine saldırının varlığa saldırı olduğu belirtilerek, "Biz bu saldırıları tanıyoruz; iradeye sahip çıkmak artık varlığına sahip çıkmak demektir" denildi.

Kararlarımızı kendimiz veririz

Kadınların öldürmeye, katliamlara karşı savaş mücadelesi verdiği belirtilen bildirgede, "Bedenimiz, kimliğimiz, emeğimiz bizimdir. Anadilinde eğitim ve yaşam konusunda ısrarcıyız. Hayatın her alanında, siyasette istediğimiz an istediğimiz gibi var olacağız. Çocuk doğurup doğurmayacağımıza, kaç çocuk doğuracağımıza, nasıl doğum yapacağımıza kendimiz karar veririz. Başörtümüze de, etek boyumuza da kendimiz karar veririz. Okulumuzu mesleğimizi kendimiz seçmekte kararlıyız. Düşüncelerimizi, inançlarımızı özgürce ifade etmemiz yasaklanamaz. İrademiz yok sayılıp ayaklar altına alınamaz. Savaş tezkeresine evet diyenlere geçit vermeyeceğiz. Barışa bir adım kala "Kürt sorunu da yok, masa da yok, taraf da yok" diyenlere geçit vermeyeceğiz" denildi.

Sokağa çıkma yasakları ve katliamlara da tepki gösterilen kadınla ilgili bölümde şu görüşlere yer verildi:

"Onlar bir diktatörlük, ekonomik, siyasal, toplumsal baskı rejimi kurmaya çalışıyorlar. Bizim yaratmak için mücadele ettiğimiz ise
anadilimizde eğitim görebildiğimiz, savaşın ve şiddetin olmadığı, evimizi, köyümüzü terk etmeden, istediğimiz yaşam alanını seçebildiğimiz, şiddet görmediğimiz, kadına yönelik şiddeti daha gerçekleşmeden, tehdit ve fiziki şiddete yeltenme aşamasında ciddi bir suç sayıp, ağır şekilde cezalandıran, şiddet uygulayanları indirimsiz, ayrımcılık yapmadan yargılayan mahkemelere sahip,hiçbir yerde tacize uğramadan sokaklarda özgürce dolaşabildiğimiz,erkek ve devlet şiddetiyle öldürülmediğimiz, hakkımız olan ücreti ve sosyal desteği elde edebildiğimiz, eşdeğer işe eşit ücret alabildiğimiz,çocukların okulundan, dedenin sağlığına, ailenin beslenmesinden sağlığına ve huzuruna bütün sorumlulukların üstümüze yüklenmediği, dünyanın bütün kirli çamaşırlarını, bütün kirli bulaşıklarını bizim yıkamadığımız, bütün dünyayı kendi emeğimizle doyurmak zorunda kalmadığımız, ev içi çalışmayı da, çocuk, yaşlı ve hasta bakımını da ortaklaştıran çözümler üretmiş, çocukların koşuşturduğu yemyeşil parklara, her mahallede güvenle kalabilecekleri ücretsiz kreşlere sahip, Meclisi'nin yarısı kadın mücadelesini temsil eden kadın vekillerden oluşan, başta erkek egemenliği olmak üzere, hiçbir egemenliğe tabi olmadığımız bir Türkiye, bir yaşam kurmak için mücadele ediyoruz."

8 Mart kadınlar için resmi tatil olacak

HDP'li kadınlar olarak 7 Haziran seçimlerinde 32 vekil çıkarıldığına işaret edilen beyannamenin kadın bölümünde, "erkek barajlarını da yerle bir etmeye 1 Kasım'da ve her zaman her yerde devam edeceğiz" denildi. Eşbaşkanlık sisteminin her kurum ve kademeye yayılacağı belirtilerek, "Kadın eksenli yeni anayasayı birlikte yapacağız. 8 Mart'ı kadınlar için resmi tatil ilan edeceğiz" denildi.

Kadınlar özsavunmalarını alacak

Kadın istihdamının artırılacağı belirtilen beyannamede, "Mevsimlik kadın işçilerin çalışma ve barınma koşullarını iyileştirecek, mevsimlik gezici işçilere bulundukları yerde iş olanakları yaratacağız. Kadına yönelik şiddetin durdurulması için de başvurulacak yöntemlere de yer verilen ilgili bölümde, "Kadın yaşamdır, yaşamın katledilmesine izin vermeyeceğiz, öz savunmamızı örgütleyeceğiz. Kadın sığınma evi ve özgür yaşam alanlarının sayısını artıracağız" denildi.

Kadın Bakanlığı

Önceki beyannamede de yer alan Kadın Bakanlığı'na bir kez daha yer verilen beyannamede, "Kadınlarla ilgili tüm sorunlara doğrudan kadınların ve kadın kurumlarının çözüm geliştirdiği 'Kadın Bakanlığı'nı kuracağız. Engelli kadınlara engelsiz özgür yaşamı birlikte kuracağız. Eğitimde ayrımcılığa ve cinsiyetçiliğe son vereceğiz. Ekolojik ve kadın merkezli bir yaşamı birlikte kuracağız. Kadınlara eşit, parasız, ulaşılabilir, nitelikli ve anadilinde sağlık hizmeti sağlayacağız. Sporda cinsiyetçiliğe son vereceğiz" görüşlerine yer verildi.

"Kadınlar çözüm ve müzakere sürecinde taraftır" denilen beyannamenin ilgili bölümünde, "Ölüme karşı yaşamı, savaşa karşı barışı, diktatörlüğe karşı eşitlik, özgürlük ve adaleti, köleliğe karşı eşit ve ortak yaşamı kazanacağız" denildi.

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, beyannamedeki kadın bölümünü aktarırken, "Bunlar yetmez" dedi ve ekledi: "Eş muhtarlık, eş başbakanlık, eş cumhurbaşkanlığı diyoruz. Şimdi Saray'daki ne yapacak?"

Özyönetimde valiler seçilecek, kaynaklar yerele verilecek
 
Çözüm süreci için Dolmabahçe Mutabakatı'nın hayata geçirilmesi istenirken, Türkiye'de barışın egemen hale getirileceği belirtildi. Ayrıca özyönetime yer verilen beyannamede, Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin azaltılması, JİTEM, koruculuk gibi yapıların lağvedilmesi ve valilerin halk tarafından seçilerek, yerel kaynakların yerel yönetimlere devredilmesi gibi vaatlere yer verildi.

HDP beyannamesinde çözüm sürecine ve barışın yeniden sağlanmasına ilişkin de önemli vurgular yapıldı. "Kalıcı barış ve demokratik çözümde ısrarlıyız" denildi. Çözüm sürecinin kalıcı barış yoluna girmesine ramak kaldığına vurgu yapılan beyannamede, 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatına da vurgu yapılarak, "28 Şubat'ta kamuoyuna açıklanan 'Dolmabahçe Mutabakatı' ile kısa zaman diliminde Kürt sorununun müzakere yoluyla çözüme ulaşmasını sağlamak ve Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü açmak mümkün olacaktı" denildi ve devamında şu görüşlere yer verildi:

"Ancak, 7 Haziran'da istediği 400 milletvekilini alamayan Erdoğan, 'Kürt sorunu yok, Dolmabahçe yok, masa yok' diyerek çözüm sürecine son verdi. Savaşı gerektirecek inandırıcı hiçbir gerekçe olmadığı halde, çeşitli bahanelerle yeniden savaş başlattı. Onlarca genç yaşamını yitirdi, ailelerin ocağına ateş düştü. Şimdi de 400 milletvekilini elde etmek ve 'tek başına iktidar' olmak için savaştan ve kaostan medet umuyor. HDP olarak:

Derhal silahların iki taraflı susturulması, akan kanın durdurulması ve yeniden müzakere masasına dönülmesini istiyoruz.

Yoksul, emekçi çocuklarının kanı üzerinden 'siyasi ikbalini' garantiye almak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. 'Sonuna kadar savaş' diyenlere karşı, 'sonuna kadar barış' diyeceğiz.

Barışçıl yöntemlerle, müzakere yoluyla, özyönetim modeliyle hem Kürt sorununun çözüleceğine, hem de Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünün açılacağına inanıyoruz. Her koşulda silahsız çözüm ve demokratik siyaseti savunmaya devam edeceğiz.

Savaşın zararlarının saptanmasını, savaş yüzünden yerinden edilenlerin geri dönüşünü ve ekonomik açıdan desteklenmesini, tahrip edilen yaşam alanlarının ve mayınlanan tarım arazilerinin iyileştirilmesini, zararların telafisini ve tazminini sağlayacağız"

Bu kez özyönetim beyannameye girdi

Önceki beyannamede, "Demokratik özerlik ve yerel demokrasi" başlığı ile verilen bölümde, yeni beyannamede, "Özyönetim yada yerinde yönetim" başlığı ile verildi.

21. Yüzyıl Türkiye'sinin ihtiyacı otoriter, bürokratik merkeziyetçi devlet yapısını pekiştirmek, yetkileri tek elde toplamak ve 'tek adam' diktatörlüğüne yönelmek olmadığı belirtilerek, "Çok kimlikli, çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı bir 21. Yüzyıl Türkiye'sinin ihtiyacı merkezin yetkilerini yerel yönetimlere devretmektir. Halkların doğrudan yönetime katılacağı ve kendi kendini yöneteceği 'yerel demokrasi'yi geliştirmek, özerk yerel ve bölgesel bir modele dayalı adem-i merkezi yönetim sistemine geçmektir" denildi.

"Özyönetim, özerk ve demokratik yerinden yönetim modelidir. Türkiye'nin 'üniter devlet yapısı' ve 'demokratik parlamenter sistem' içerisinde gerçekleşmesi mümkündür. Valilerin ve kaymakamların eliyle uygulanan Ankara sultasına karşı özyönetim, yerel demokrasidir" denilen beyannamede, "Özyönetim gönüllü birliğin güvencesidir. Farklı kimliklere, kültürlere, dillere ve inançlara hem eşit yurttaşlık hukuku içerisinde bir arada yaşama imkânı sunacak, hem de kendi kimlik, inanç veya özgünlüklerine uygun yaşam alanları açacaktır" denildi.

Özyönetimin, "bölünmüş" Türkiye'yi birleştirecek ve herkese farklılıklarıyla bir arada yaşama imkânı sağlayacağı belirtilerek, "Özyönetim demokratik çözümün adresidir" ve "HDP olarak dikta yönetimi değil, özyönetimi savunuyoruz" denildi.

Valiler seçilerek, kaynaklar yerel yönetimlere verilecek

Bunun için Vali dâhil yerel yöneticilerin seçimle işbaşına gelmesi için gerekli yasal, idari ve yapısal düzenlemeler yapılacağı belirtilerek, "Yerel kaynakların kullanımında yerel yönetimlerin yetkileri artırılacak. Yerellerdeki dil, kültür, inanç, hafıza ve ihtiyaç farklılıklarını gözeten çoğulcu politikalar geliştirilecek. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan şerhler kaldırılacak ve ilgili ek maddeler imzalanacak" denildi.

Türkiye'nin tamamına yerel meclisler

Savunulan modele göre, Türkiye'nin tamamını kapsayacak şekilde sosyal, siyasal, kültürel, ekolojik, ekonomik ve coğrafi nitelikler göz önüne alınarak bölgeler belirleneceği ve bölge meclisleri oluşturulacağı ve bölge meclislerinin, Türkiye'nin geneli için özerk ve demokratik yerinden yönetim birimleri olacağı belirtildi.

Karadeniz'e Yeşil Yol'un, HES'lerin, İstanbul'a3. Köprünün, yeni bir havalimanının ya da yeni bir boğazın; Gezi Parkı'na Topçu Kışlası'nın; Sinop ve Mersin'e nükleer santralin; Yırca veya Soma'ya elektrik santrallerinin yapılıp yapılmayacağına yerelin karar verilmesi gerektiği belirtildi. Beyannamede, "Bütçesini halkın belirlediği, rantı ve hırsızlığı, taşeronlaştırmayı önleyen yerel yönetim anlayışını geliştirecek" denildi. Çocuk ve yaşlıların haklarına da dikkat çekilen beyannamede bununda öz yönetimle mümkün olacağı belirtildi. Beyannamede, "Doğayı, suyu, ormanı, dereleri, meraları, sahilleri, tarım alanlarını, su ekosistemini koruyacak ve sermaye birikim sürecinde kar ve rant alanı olarak kullanımını önleme yönünde mücadele edileceği" belirtildi.

Türkiye'nin demokratikleşmesine de yer verilen beyannamede bunun için Demokratik Cumhuriyet talebi gündeme getirildi. "Emeğin temel haklarını ve özgürlüklerini güvenceye almış, halkların kendi kimlikleriyle, kültürleriyle, dilleriyle, inançlarıyla eşitçe, özgürce ve insanca birlikte yaşayabilecekleri 'Demokratik Cumhuriyet'e 'merhaba' demek mümkündür. 'Demokratik Cumhuriyet'te büyük insanlık değerleri üzerine inşa edilecek eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir 'Yeni Yaşam'ı kurmak mümkündür" görüşüne yer verildi.

Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini sınırlandırılacak

Ayrıca bunun içinde şu görüşlere yer verildi: "Çoğulcu yasama, bağımsız yargı ve demokratik yürütme' ile 'güçler ayrılığı' prensibi ve 'denge-denetleme' mekanizmalarının kurulması için gerekli yapısal düzenlemeleri yapılacak.

Demokrasiyi temsili meclisle sınırlı görmeyecek, yurttaşların tartışma, örgütlenme ve karar mekanizmalarına doğrudan katılımının önündeki tüm engelleri kaldırılacak.

Demokratik özerklik, halkların yönetim ve karar süreçlerine katılımının sağlanması için hayata geçirilecek.

Parlamenter sistemi demokratikleştirecek ve eş genel başkanlık sistemini uygulayan partilerin iktidara gelmesi halinde, eş başbakanlık sistemini hayata geçirecek.

Gösteri, yürüyüş, ifade ve örgütlenme hakkı başta olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri ve baskıcı yasaları kaldıracak.

12 Eylül darbesinin ürünü olan Milli Güvenlik Kurulu'nun anayasal ve yasal çerçevesini ortadan kaldıracak. TCK'nin evrensel demokratik ilkelerle uyumlu olmayan bölümleri, TMK, İç Güvenlik Yasası ve çeşitli isimler altında işleyen özel yetkilerle donatılmış mahkemeler kaldırılacak, bu mahkemeler tarafından uygulanan adaletsiz ceza sistemine son verilecek. Her türden işkence ve kötü muamele insanlık suçu sayılacak.

Anadilinde eğitimi bir kamu hizmeti olarak almak herkes için bir hak olarak kabul edilecek. Türkçe'nin öğretilmesinin yanında, anadilinde eğitimi bir kamu hizmeti olarak alma imkânı sağlanacak.

Bir özel savaş aygıtı olarak oluşturulan köy koruculuğu sistemi kaldırılacak, köy korucularının çeşitli işlerde istihdamı sağlanacak. Ayrıca diğer özel savaş aygıtları olan JİTEM, kontrgerilla vb. tüm uygulamalara son verilecek.

Tüm hasta ve siyasi tutsaklara özgürlük

 HDP'nin "Büyük insanlık, büyük barış" diyerek açıkladığı seçim beyannamesinden, yeniden bir dış politikanın ele alınacağı bunun barış eksenin de oluşturulacağı kaydedilirken, Rojava halkının açığa yönetim iradesi tanındığı gibi, demokratik Suriye yönetiminin yaşam bulması için çalışılacağı kaydedildi. Hasta tutsakların derhal serbest bırakılacağına yer verilen beyannamede siyasi tutsaklara genel af çıkartılması, çocuk cezaevlerinin kapatılması gibi vaatler yer alırken, Türkiye halklarının tümünün hakkını kapsayan demokratik bir anayasanın HDP'nin önceliği olduğu belirtildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye'nin dış politikalarında da barışın esas alınması noktasında nasıl bir politikanın izlenmesi gerektiğine de kapsamlı bir şekilde yer verildi. Bu kapsamda HDP'nin, başta Ortadoğu olmak üzere, tüm dünya halklarının kendi siyasi geleceklerini özgürce belirlemeleri ve halkların kendi kendilerini yönetecekleri demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir yönetim anlayışının uygulanması için çalışacağı kaydedildi. Beyannamede, Suriye'deki iç savaşın sona erdirilmesi, halkların kardeşliği ve eşitliğine dayalı demokratik bir çözümün ortaya çıkarılması için çaba harcayacağı belirtilirken, Rojava halkının açığa çıkardığı demokratik yönetim iradesinin tanınarak "Demokratik Suriye yönetiminin yaşam bulması için çalışacağı kaydedildi.

Beyannamede HDP'nin çetelerin Türkiye'yi köprü olarak kullanmasını kesin olarak engelleyecek önlemleri alacağına da dikkat çekildi.

'Filistin halkının bağımsız devlet hakkına destekliyoruz'

HDP, barışçıl bir dış politika izlenmesi kapsamında İsrail hükümetlerinin katliamcı, işgalci politikalarına karşı durarak, Filistin'in işgaline son verilmesi ve Filistin halkının kendi siyasi geleceğini belirlemesine imkân sağlayacak bağımsız devlet kurma hakkının tanınması için gerekli desteği vereceği kaydedildi.

Beyannamede, Avrupa ve dünya genelinde ırkçılık, anti-semitizm, insan ticareti -kadın, çocuk, emek sömürüsü-, göçmenlik sorunları, uluslararası uyuşturucu ticareti, yerinden edilme, yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve benzeri insanlık değerlerini ilgilendiren sorunlara yönelik çözümlerin geliştirilmesi amacıyla gerekli işbirliğinin yapılacağı belirtildi.

'Halklar darbe anayasasına mahkum değil'

Beyannamede, Türkiye'nin Cumhuriyet tarihi boyunca demokratik bir anayasadan yoksun olmanın sancılarını yaşadığı belirterek, Türkiye'nin bütün ezilen halkları, sınıfları, cinsleri, inançları, dilleri yok sayan ve doğanın yağmalanmasına izin veren askeri darbe anayasasına mahkûm olmadığına yer verildi. Bu kapsamda HDP'nin 'Demokratik Cumhuriyet'e geçişi sağlamak için farklılıkları eşit yurttaşlık temelinde tanıyan ve güvenceye alan demokratik bir anayasanın yapılmasına öncelik vereceği kaydedildi. Yine HDP'nin Türkiye'nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı, çok dilli yapısına uygun yeni bir "toplumsal sözleşme" ihtiyacını ertelenemez temel bir politik görev olarak önüne koyacağı belirtildi.

HDP'nin eşitlikçi, kadın özgürlükçü, sosyal, ekolojik ve demokratik bir anayasayı yapmak için tüm gücüyle çalışacağı kaydedilen beyannamede, "HDP'nin öngördüğü anayasa; eşit yurttaşlık temelinde din, inanç ve vicdan özgürlüğü ileekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, bütün temel hak ve özgürlükleri güvenceye kavuşturan, ekolojik, doğalvarlıkların ve hayvanların korunmasını esas alan bir anayasa olacak" denildi.

HDP'nin beyannamesinde "siyasi partiler ve seçim yasası" kapsamında da Siyasi Partiler Yasası'nın demokratikleştirileceği, tabanın, seçmenlerin, üyelerin kararlara doğrudan katılabildiği düzenlemeler yapılacağı kaydedildi.

Beyannamede, seçim barajı kaldırılacağı da yer aldı.

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılacağının yer aldığı beyannamede, sadece ifade özgürlüğü çerçevesinde kürsü dokunulmazlığının korunacağı kaydedildi.

Yargı alanında reformlardan bahsedilen beyannamede, adaletin hızlı, tarafsız, bağımsız, kamu vicdanını ve bireyleri tatmin edeceği düzeyde gerçekleşmesi için adalet sistemi yeniden düzenleneceği, yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve demokratikleşmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılacağı kaydedildi.

Anadilde savunma gelecek

Beyannamede, herkesin anadilinde hizmet alabileceği yargı koşulları oluşturulacağı ve mahkemelerdeki tercümanların parasının da yargılananlar tarafından ödenmesi uygulamasına son verileceği belirtildi.

Beyannamede, basın, iletişim ve bilişim özgürlüğünde de önemli başlıkların yer aldığı beyannamede, HDP'nin siyaset ve ticaret ilişkileri nedeniyle toplumun doğru haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasını ve medya aracılığıyla vatandaşın istismar edilmesini önleyeceği, yazılı, görsel ve dijital medyanın tümünde mesleki, etik ve özgür habercilik ilkelerinin desteklenmesi için basın etik yasasının düzenleneceğine yer verildi.

Yine internete yönelik her türlü sansür uygulamasına son verilecek.

"İnsan hakları" başlığında Türkiye'de yıllardır yaşanan hak ihlallerinin önüne geçilmesi noktasında ve insan haklarında HDP'nin izleyeceği politikaların başında hasta tutsakların derhal serbest bırakılacağı, dışarıda tedavi edilebilmeleri için tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak raporlar yeterli görüleceği kaydedildi. Cezaevlerindeki tecrit uygulamaları, temel hakların kısıtlanmasına ve idari baskılara son verilerek, Ceza ve İnfaz Yasası kökten değiştirileceği belirtildi.

Siyasi tutsaklara özgürlük

Beyannamede, siyasi tutsaklara genel af getirileceği de yer aldı. Çocuk cezaevleri kapatılacağının belirtildiği beyannamede, bütün cezaevlerindeki uygulamalar insan onuruna yakışır şekilde olacağı kaydedildi.

HDP beyannamesi: Asgari ücret 2 bin TL olacak

HDP, insanca bir yaşam için güvenli iş ve güvenceli gelecek noktasında da Türkiye'deki mevcut politikaları ve uygulamaları aşan bir beyanname ortaya koydu. Beyannamesinde insana yaraşır güvenceli işi ve güvenli geleceği her emekçinin vazgeçilmez hakkı olarak gören HDP, güvencesi çalışmaya son vereceğini kaydetti.

HDP seçim beyannamesinde, güvenceli bir yaşam için şu hususlara yer verildi. Mevsimlik işçilerin haklarının korunacağı, göçmen işçilerin haklarının iyileştirileceği ve madenlerde ölümlerin durdurulacağı kaydedildi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konseyi oluşturulacak

Güvence ekonomisi başlığı altında emek sömürüsünün önüne geçecek olan HDP, beyannamesinde "Çalışırken ölmeye, hastalanmaya son verilecek" diyerek, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin olmadığı ülkeler sıralamasında Türkiye'yi Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü yapan kölece çalışma koşullarına son verileceğini, sendikalar ve işçilerin işçi sağlığı ve iş güvenliğinin esas denetleyicisi olmasının mekanizmalarının kurulacağı kaydedildi. Yine, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konseyi oluşturulacak.

İş cinayetlerine neden olan sorumluların cinayetten yargılanmaları sağlanacak olan HDP, kamu emekçiler güvenceli olacak, hak kayıplarını telafi etmek için de istihdam rejimini değiştirecek, sözleşmeli, taşeron ve benzeri farklı statülerdeki güvencesiz çalışmaya son verecek, kamu hizmetlerinin bütününde kadrolu ve güvenceli istihdam politikaları uygulayacak.

Çocuk işçiliği önlenecek

Çocuk işçiliğin önleyecek önlemlerin yer aldığı beyannamede, "Çocuk işçiliğine izin verilmeyecek, önlemek için gerekli tedbirler alınacak. Genç işsizlikle etkin mücadele edilecek. İşsiz gençlerin sosyal yaşamdan dışlanmalarının önüne geçilecek, Mahallelerde ve semtlerde dayanışma ağları geliştirilecek. Sosyal ve kültürel etkinliklere dâhil edilmeleri için alanlar açılacak" denildi.

2 bin TL asgari ücret

Asgari ücret ilk etapta 2 bin olacağını kaydeden HDP beyannamesinde, "Hükümet ve işverenlerin temsilci sayısı kadar işçi temsilcilerinden oluşan bir kurul tarafından ve toplu pazarlıkla belirlenecek" denildi.

İşsizlikle mücadele bağlamında da güvenceli iş olanağına sahip olamayan emekçiler, işsizlik baskısı altında işlerini koruyabilmek için düşük ücretlerle, kötü çalışma koşullarının değiştirileceği kaydedildi.

Kadın emeğine de büyük önem verilen beyannamede, kadın emeğinin açısından cinsiyetçi işbölümü yıkılacağı, toplumsal yaşam kadın, erkek birlikte ve eşit koşullarda yeniden kurulacağı kaydedildi.

Sendikal hak ve özgürlükler için de işçilerin kamu çalışanlarının ve çalışmayla ilişkili olan herkesin grevli ve toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme hakları güvence altına alınacağı kaydedildi.

Sosyal haklara da geniş yer veren beyannamede, mevcut sosyal yardım politikası yerine sosyal hak getireceği kaydedildi. Bu kapsamda, bütün yurttaşlar için temel yaşam ihtiyaçlarının devlet tarafından garanti altına alınması bir hak olacak.

HDP beyannamesinde yer alan diğer başlıklar temel olarak şu şekilde:

* Engelliler ve bakım ihtiyaç duyanlar desteklenecek

* Emeklilerde en düşük ücret asgari ücretle eşitlenerek 2 bin TL olacak. Emekliler için gerçek anlamda intibak yasası çıkarılacak ve ücret eşitsizliği giderilecek.

* Eğitim, kamu hizmeti olarak ücretsiz olarak sağlanacak. Okulun ve öğrencilerin temel ihtiyaçları okul bütçesinden karşılanacak, her ne ad altında olursa olsun velilerden asla para talep edilmeyecek.

* Sağlık toplumsal bir haktır. HDP, sağlık hizmetinin birey ve toplum üzerinde bir iktidar aracı olarak kullanılmasına, toplum sağlığının kapitalizmin ve iktidarın insafına bırakılmasına karşı çıkar.

* HDP, varlığını kültürün, sanatın ve sanatçının özgürlük mücadelesi içinde tanımlar. Devlet eliyle, resmi tarih ve resmi edebiyat üzerinden üretilen "sanata" ve "kültüre" karşı konumlanan muhalif kültüre özel bir değer verir.

* Kültür ve sanat alanında Devlet Sanatçılığı Kurumu kaldırılacak. Kültür Bakanlığı bünyesinde Türkiye Sanat Meclisi oluşturulacak.

* Ülkemizdeki yaşayan ve kaybolan dillerdeki sanat eserlerinin üretilmesine ve sergilenmesine destek verilecek.

* Halkın kolaylıkla ulaşacağı spor merkezleri, sahaları, alanları yaratılacak. Sporu yöneten federasyonlar demokratikleştirilecek ve gerçek anlamda özerkleştirilecek.

* Passolig uygulamasına son verilecek.

* Zor koşullarda çalışan, okuyan, çalışma yaşamının dışına itilen, ötekileştirilen ama tüm bunlara rağmen yaşamın umudunu büyüten; Gezi'de, Kobâne'de direnen, Rojava'da devrimsel bir sürecin inşasında rol alan, dünyanın dört bir yanında egemenlerin dayattığı politikalara karşı koyan gençlerin mücadelesi ile 'Yeni Yaşam' çağrısı büyüyor. Gençlerin isyanı, yeni siyasi dili, demokratik siyasal kültürü, özgürlükçü tutumu 'Yeni Yaşam' siyasetimizi ülke siyasetinin gerçek alternatifi haline getirecek ve 'Yeni Yaşam'ı örgütleyecek potansiyeli taşıyor.

* Tüm gençlerin vize ve pasaport işlemlerinin ücretsiz bir şekilde yapılması sağlanacak.

* HDP, özgür düşüncenin, akademik üretimin, insan ve doğa yararına bilimsel çalışmaların geliştirilmesini ve çoğaltılmasını sağlayacak. Üniversitelerin özgür, demokratik yapılanması, eğitim, öğretim ve idari özerklik hayata geçirilecek. YÖK yerine, üniversiteler arası ilişki ve bilgi akışını sağlayacak bir Koordinasyon Kurulu oluşturulacak.

* HDP, gençlerin söz, yetki, karar ve katılım hakkı için örgütlenmelerinin önündeki engelleri kaldıracak, bu çerçevede oy verme ve siyasete katılma yaşını 16'ya, seçilme yaşını 18'e indirecek.

* Türkiye'de işsizlik sorunuyla en çok boğuşan kesim gençlerdir. Partimiz gençlerin çalışma hakkını güvence altına alarak istihdamını sağlayacak çözümler geliştirecek.

* Uyuşturucu maddenin dolaşımını sağlayan bütün mekanizmalara karşı mücadele edilecek.

* Türkiye halklarını ve bu coğrafyada yaşayan tüm farklılıkları tanıyan yeni bir anayasa elzemdir. HDP, LGBTİ'lerin tanınma sorununu önemli bir problem olarak görerek eşit yurttaşlığı anayasal güvence altına alacak adımları gerçekleştirecek ve bununla birlikte homofobik ve transfobik toplumsal kültürün dönüşümü yönünde yürütülen mücadeleyi destekleyecek.

*Evde, okulda ve ailede çocuğa yönelik şiddet yasalarca açıkça yasaklanacak. Çocuk bakım hizmetleri yaygınlaştırılacak.

Din ve İnanç İşleri Kurulu geliyor, Cemevleri ibadethane yapılacak

Sosyal haklara ilişkin beyannamede, önceki dönemde yapılan vaatler yer alırken, daha önce kaldırılacağı belirtilen Diyanet İşleri Başkanlığı için, "Başkanlığın yeniden düzenlenerek, Din ve İnanç İşleri Kurulu kurulacak, Cemevleri ibadethane yapılacak" denildi. Ayrıca, topraksızlara hazine arazilerinin dağıtılması, yoksullara kira yardımı, bedava elektrik su ve toplu taşıma gibi vaatlerde de beyannamede yer aldı

HDP beyannamesinde, geçmişle yüzleşmenin gerçekleştirileceği belirtilerek, "Hakikat Komisyonları"nın ivedilikle kurulacağı belirtilerek, yaratılan tahribatların giderileceği belirtildi. Zorla yerinden edilenlerin mülklerinin sahiplerine iade edileceği mayınlı arazilerin temizlenerek tarıma açılacağı, baraj ve HES'lerin durdurulacağı belirtildi. Koruculuğun kaldırılacağı belirtilen beyannamede, korucuların güvenlik sektörü dışında istihdam edileceği belirtildi. Ayrıca Vicdani Red hakkının tanınacağı belirtilen beyannamede, bunun anayasal güvenceye alınacağı belirtildi.

'Din ve İnanç İşleri Kurulu geliyor'

Nefret suçlarıyla mücadele edileceği belirtile beyannamede, halklara eşitlik ve inancalara özgürlük sağlanacağı belirtildi. Bildirgede, "HDP, farklı din ve inanca sahip olan ya da herhangi bir dini inancı olmayan yurttaşların inanç ve vicdan özgürlüğünü eşit yurttaşlık temelinde anayasal güvenceye kavuşturacak. Zorunlu din dersi uygulamasına son verilerek, her öğrencinin kendi inancı doğrultusunda seçmeli olarak ders ve eğitim alma hakkı gözetilecek. Sivil din eğitimi tümüyle serbest olacak. Diyanet İşleri Başkanlığı Din ve İnanç İşleri Kurulu olarak yeniden yapılandırılacak. Devletin din ve inanç alanından elini çekmesi sağlanacak, din ve inanç işleri topluma, inanç sahiplerine bırakılacak" denildi.

Aynı zamanda cemevlerinin ibadethane olarak tanınacağı belirtilerek, el konulan vakıf malları ve taşınmazların iade edileceği belirtildi. Mültecilere de yer verilen beyannamede, mültecilere iltica hakkı tanınacağı belirtildi. Demirtaş ilgili bölümü sunarken, ayrıca Ege kıyılarında hayatını kaybeden Alan Kurdi'yi de andı.

Sosyal Politikalara da yer verilen beyannamede, HDP'nin, dayanışmacı, halkın iradesiyle kararların alındığı, toplumsal ihtiyaçları karşılamayı ve ekosistemi korumayı esas alan ekonomi politikalarını hayata geçireceği belirtildi. Ayrıca beyannamede şu taahhütlere yer verildi:

* Her eve heray10 metreküp su, 180 kw/h elektrik ücretsiz verilecek

* Mülkü olmayan kiracılara 250 TL kira desteği verilecek.

* 18 yaşına kadar çocuk ve gençlere, engellilere ve emeklilere toplu taşıma ücretsiz olacak. Kamusal toplu taşıma, ülke genelinde kâr amacı gütmeyecek şekilde yaygın bir hizmet olarak sunulacak.

* Yerel yönetimlerin de sunduğu bu kamusal hizmetler merkezi bütçe tarafından finanse edilecek.

* Borçlandırma değil reel gelir artışı ile geleceğin güvence altına alınması için; büyüme oranları refah payı olarak ücret artışlarına yansıtılacak. Kredi kartı borçları, borçlular lehine yapılandırılacak. Kredi kartı faiz oranları düşürülecek.

* Güvenceli yaşamın finansmanı vergi adaletinden geçer. Artan oranlı gelir vergisi tarifesi yeniden düzenlenecek. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak. Dolaylı vergilerin (ÖTV, KDV, ÖİV)vergi gelirleri içindeki payı düşürülerek emekçilerin üzerindeki vergi yükü azaltılacak.

* Bütçe disiplini ve denetimi sayesinde kamu kaynaklarının israf edilmesine son verilecek.

* Köy/kır/kent kooperatifleri ve işçi/emekçi özyönetiminde işletmeler ile dayanışma ekonomisi desteklenerek, kamu destekli bir toplumsal sektör geliştirilecek. Yerel yönetimler tarafından oluşturulacak işletmelerin"özyönetime" dayalı kooperatifler biçiminde örgütlenmesi sağlanacak.

* İşçilerin ve sendikaların denetiminde, güvenceli iş ve güvenli çalışma ile iş cinayetlerine son verilecek.

* Tüm yurttaşların eşit, parasız ve nitelikli sağlık hizmetlerinden yararlanması sağlanacak.

* Özelleştirmeler durdurulacak, KİT'lerdeki mevcut bürokratik işleyiş demokratikleştirilecek, işçilerin ve sendikaların üretim üzerinde söz hakkı olması sağlanacak.

* İşsizlik Fonu amacına uygun olarak kullanılacak.

* Savunma/güvenlik harcamaları azaltılacak ve etkin bir biçimde halkın denetimine tabi tutulacak. Savunma Sanayi Fonu bütçeye katılarak denetime açık hale getirilecek. Örtülü ödenek kaldırılacak.

* Şehir merkezlerine yeni AVM ruhsatı verilmeyecek.

* KOBİ'lere sektörel planlama çerçevesinde sıfır faizli finansman desteği sağlanacak. KOBİ'leri haksız rekabete karşı koruyacak önlemler alınacak.

* Tüm teşvik ve destek sistemi, üretimin sağlıklı gelişimini ve istihdam artışını hedefleyecek.

* HDP, tarım işçilerinin tamamını iş yasası ve sosyal güvence kapsamına alacak.

* Küçük çiftçilerin üretim girdilerinden, kullandıkları mazot ve gübreden vergi alınmayacak.

* Su ve elektrik küçük çiftçilere ücretsiz verilecek. Üretici küçük köylülerin elektrik borçları silinecek.

* Hayvan yetiştiricilerinin ücretsiz yem alanı olan mera, otlak ve yaylalar koruma altına alınarak, yeniden ortak varlık olarak köylere verilecek.

* Gıda üretimi, işlemesi ve ithalinde, genetik olarak değiştirilmiş unsurlar (GDO)yasaklanacak.

* Topraksızlara hazine ve mayınlı araziler verilecek

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found