Pazartesi, Aralık 16, 2019

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Archiv

Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) genişletilmiş danışma toplantısı sonuç bildirgesi

 

Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) genişletilmiş danışma toplantısı sonuç bildirgesi

2015 Ocak ayı içinde, Almanya’da; ADEF Yönetim Kurulu, Danışma Kurulu üyeleri ile bazı Dersim’li sanatçı ve aydınların katıldığı bir danışma toplantısı düzenlendi. Geniş katılımlı toplantıya yönetim organları da katıldıkları için, önümüzdeki süreçte yapılacak pratik çalışmalarla ilgili bazı kararlar da alınmıştır.

Toplantımızda ortaya çıkan tespit, öneri ve kararları kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

Ortadoğu bölgesinde yaşanan ancak, uluslararası boyutu da olan mezhepsel savaş ve Türkiye’deki siyasal islamcı iktidarın giderek gerici-faşist bir niteliğe bürünmesi, diğer ezilen gruplar gibi, Dersim Halkı ve Aleviler için yaşamsal tehditler oluşturmaktadır. Toplantının düzenlenmesini gerekli kılan; böylesi çetin koşullarda halkımızın geleceğini tehdit eden dinamikleri tespit etmek ve bu tehditlerin bertaraf edilmesi için Dersimliler olarak yapmamız gerkenleri ortak akılla belirleme ihtiyacıdır.

Tartışmalar Dersimlilerin sadece bir bölümü arasında yürütülmüş olsa da, burada ortaya koyacağımız belirlemeler, Dersim’in geçmişten bugüne, bugünden geleceğe uzanacak olan tarihsel süreci bağlamında, Dersim eksenli çalışma yürüten her kurum, sanatçı, aydın ve her birey açısından önem taşımaktadır. Yaşanılan süreci objektif olarak analiz etmek ve tarihimizde yaşanan acılardan dersler çıkartarak, geleceği bu tecrübeler ışığında kurmak; her Dersimli ferdin görevi olmalıdır. Dersimliler, burada ortaya koyacağımız tespit ve önerileri sorunun çözümü ile ilgili tartışmaya katkı olarak görmeli ve onlar da kendi katkılarını aktif olarak ortaya koymalıdırlar.

Sanırız ki, tüm Dersimlilerin üzerinde anlaşacağı ilk tespit şudur: Bugün atalet ve yılgınlık içinde oturacağımız ve birilerinden haklarımızı vermesini bekleyeceğimiz bir gün değildir. Aksine, tüm Dersimlilerin sorun ve taleplerinin bilincine vararak, dost ve düşmanını daha iyi tanıyarak; planlı ve örgütlü olarak yaşama en etkili şekilde müdahale etmesi gereken bir dönemden geçiyoruz.

Dersim Sorunu’nun niteliği ve güncel boyutları

Toplantımızın birinci gündem maddesi olan Dersim Sorunu’un niteliği ve güncel durumun yarattığı tehditler ile ilgili geniş tartışmalar yürütülmüştür. Tartışmalar sonucunda şu tespitler öne çıkmıştır:

  1. Dersim Sorunu, bir şehrin yerel yönetim sorunları ya da çevre sorunları düzeyini aşan etnik, inançsal, kültürel ve tarihsel bir sorundur. Dersim’de Kırmanclar, Kürtler, Türkler ve Ermeniler birlikte yaşamaktadır. Dersim bu yapısı ile çoğulcu bir etnik-kültürel yapıya sahiptir. Var olan bu gruplar barış içinde birlikte yaşamaktadırlar. Bu ortak yaşamın en önemli paydası Alevi/Kızılbaş inanç ve kültürüdür.

  1. Beşyüz yıl Osmanlı kuşatması altında yaşayan ancak, bu kuşatma ve pek çok istila harekatına rağmen büyük ölçüde özerk konumunu korumuş olan Dersim, Osmanlı Devleti gözünde „Hilafet ve saltanata bağlı olmayan Kızılbaşlar diyarı“ olarak görüldü. Osmanlı mirası üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti için ise Dersim, tek ulus projesinin hayata geçirilmesi ve TC’nin otoritesinin tesisi önündeki en büyük engel ya da onların deyimi ile „cerraihi müdahele ile kesilip atılması gereken bir çıban başı“ idi. TC’nin kuruluşundan itibaren uygulamaya koyduğu soykırım siyasetine rağmen, Dersim 1938 yılına kadar özerk konumunu ve özgün değerlerini korumuştur.

  1. Dersim uzun bir tarih süreci boyunca hep işgal saldırıları, din ve kimlik dayatmaları ile karşı karşıya kalmıştır. Şiddete dayalı bu dış müdahalelere karşı Dersim Halkı, kendi toplumsal yapısını ve kültürel değerlerini korumaya çalışmıştır. Bu nedenle, Osmanlı döneminden cumhuriyet dönemine kadar Dersim’in baş talebi, hiç bir dış gücün kendi iç işlerine, kültürüne, diline ve inancına müdahale etmemesidir. Nitekim, 1937-38 direnişi, TC’nin bölgeyi yeniden feth etme ve Dersimin etnik-kültürel yapısını yok ederek Dersimlileri Türkleştirme siyasetine karşı doğal bir savunma refleksi ile gelişen meşru müdafa hareketidir. Fakat Dersim Halkı, Osmanlıya karşı başarı ile savundugu Dersim’i TC’ye karşı savunamamış ve Dersim büyük bir soykırım harekatı sonucu TC’nin tam kontrolüne geçmiştir.

  1. Bugün, Dersim’in yaşadığı sorunların çözümü için; Dersim toplumunun kendi öz yönetimine sahip olması bir zorunluluktur. Dersim Halkı’na 1938’e kadar fiilen sahip olduğu özerk konumu geri verilmelidir. Bu temelde, bizim Dersim için temel siyasi talebimiz Bölgesel Özerklik talebidir. Dersim Halkı, kendi coğrafyası üzerinde gerçekleşitilecek her türlü ekonomik-politik-kültürel uygulama ve proje konusunda kendisi karar vermelidir.

    Bugün devlet, Dersim Halkı’nın etnik, kültürel ve inanaçsal degerlerini ve siyasal iradesini dikkate almadan, Dersim doğasını ve toplumsal yapısını tahrip eden baraj, maden ve karakol projeleri gerçekleştiriyor. Yine devlet, Dersim Halkı’nın dilini, inancını ve etnik kimliğini tayin etmeye çalışıyor. Bu durum, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde belierlenen temel hak ve özgürlüklere aykırı; BM ve AB hukukunda yer alan uluslar ve ulusal azınlıkların haklarının korunması ile ilgili hükümlerin temelden ihlali anlamına gelmektedir. Dıştan Dersime karşı geliştirilen bu haksız müdahale ve baskıya son verilmeli, Dersim Halkı’nın kendi coğrafyası üzerinde, kendi kimliği, dili ve kültürü ile yaşaması temelinde kendi öz yönetimine sahip olma hakkı tanınmalıdır.

  1. Suriye’de yaşanan savaş ve bölgemizde gelişen IŞİD terörü; bölge halklarının ve inanaç gruplarının varlığı ve geleceği için büyük bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Her nekadar başta Rojava ve Güney Kürdistan silahlı güçlerinin yürüttüğü askeri mücadele ile bu terör çetesinin ilerliyişi durdurulup gerileme sürecine sokulmuşsa da, AKP iktidarının yerel ve bölgesel terör örgütlerine verdiği maddi manevi destek, bu tehdidi TC’nin sınırları içine çekmiş ve artık Dersim sınrılarına dayandırmıştır. Toplantımıza katılan ve geçen yaz Dersime gitmiş olan arkadaşlar, Dersimlilerin bir terör saldırısı endişesi yaşadıklarını net olarak ifade ettiler. Yine basına konuşan Dersimliler „IŞİD 50 km ötemizde“ derken, bu endişeyi dile getiriyorlardı. Dersimliler ve diğer Aleviler bu endişelerinde haksız değildirler. Bugünkü konjonktür, çok yönlü olarak Dersim Halkı ve diğer Aleviler için ciddi bir can güvenliği sorunu oluşturmuştur.

    Bu koşullarda halkımız öz savunma olanaklarını geliştirmeli, „dost cephesini genişletme düşman cephesini daraltma“ ilkesi temelinde ittifaklarını, birliğini ve örğütlülüğünü gelşitirmelidir.

    Saldırılara karşı halkımızın kendisini korumasının ve hak ve özgürlükler mücadelesinde başarıya ulaşmasının öncelikli koşulu; toplumumuz içindeki tüm farklı renkleri kucaklayan, kimseyi ötekileştirip düşmanlaştırmayan, kimlik ya da fikir dayatmacılığını red eden, gerçek anlamda kadın erkek eşitliğini gözeten ve katılımcı, çoğulcu demokratik ilşkileri esas alan bir iç birlik oluşturmaktır. Halkımızın kazanmasının güvencesi bu tür bir iç birliktir. Dersimi bölgemizde bir demokrasi adasına dönüştürebiliriz. Dersim Halkı bu tarihsel-kültürel birikime sahiptir.

  1. Bugüne kadar, Dersimliler kendi sorunlarını anlamaya ve çözümler üretmeye çalışırlarken, daha çok bu sorunları dış kaynaklı olarak degerlendirmişlerdir. Bu yaklaşım her nekadar gerçekliğin esas yanını dikkate alıyorsa da, toplmumuzun yapısında bulunan geri kültürel ve sosyal değerlerin, bu sorunların oluşumundaki etkisi; genellikle ya hiç dikkate alınmamış ya da önemsizleştirilmiştir. Örneğin; biz, iktidarın barajlar ve maden işletmeleri yolu ile doğamızı tahrip etttiği gerçeğini vurguladık, ancak kendi insanımızın elindeki çöpleri özellikle pet şişeleri nehirlere ve doğaya atmasına yeterince değinmedik. Üstelik bu çöplerin çevreye verdiği zarar barajların verdiği zarardan çok az değildir. Dahası, bu sorun, günlük olarak yaşadığımız ve birazcık duyarlılıkla çözebileceğimiz bir sorundur. Dolayısı ile, sorunlarımızın kaynağını ve çözümleri ararken önce kendimizden başlamalıyız.

  1. Toplumsal dejenerasyon, uyusturucu bağımlılığı, fuhuş ve insanın insana yabancılaşması gibi sorunlar tüm dünyanın başına bela olmuş ve esas kaynağı kapitalist sistem olan toplumsal sorunlardır. Kapitalist sistem içinde yaşayan Dersim’in bu sorunlardan etkilenmemesi mümkün değildir. Mesele bu sorunları mümkün olduğunca toplumun yapısına en az zarar verecek düzeyle sınırlamaktır. Yoksulluk, işsizlik ve eğitimsizliğin bu sorunların ortaya çıkmasında esas rolü oynadıkları ve kitlelerin bu geri sosyal ve kültürel yapısının da bazıları için bir rant kapısı olduğunu biliyoruz. En önemlisi de, Dersim’de devletin özellikle sosyal-ekonomik ve kültürel yapıyı çökertip teslim almak için bu dejenerasyon uygulamalarını destekleyip gelsitirdiğini biliyoruz. Dolayısıyla, Dersim’de toplumsal dejenerasyona karşı mücadele çok yönlü bir mücadeledir. Hiç kuşkusuz Dersim Halkı bu tür bir dejenere yaşamı yaygınlaştırmaya çalışan kişilere ve iktidara karşı mücadelesini daha da geliştirerek sürdürmelidir. Ancak, bu mesele, sadece kriminal bir sorun olarak ele alınıp güvenlik önlemleri ile ya da sadece iktidarın politikaları üzerinden ele alınıp, sosyal yanları ihmal edilerek çözülemez. Bu sorun, toplumsal, politik ve güvenlik boyutu olan bir sorundur. Dersimliler, bu sorunlara kaynaklık eden yoksulluk ve işsizlik gibi sorunların devlet tarafından çözülmesini bekleyerek zamanlarını tüketmemelidirler. Kendileri bir yandan bireysel yaşam mücadelesi veririken, diğer yandan toplumsal dayanışma ve örgütlülüğü geliştirerek üretimi arttıran projeler yapıp hayata geçirmelidirler.

Pratik çalışmalarla ilgili karar ve öneriler

Toplantımızda yukarıda özetlediğimiz genel yaklaşım temelinde, bir dizi somut karar alındı. Toplantı sonrasında bazı karar ve öneriler doğrultusunda pratik adımlar da atılmaya başlandı.

1. 1937-38 Dersim Soykırımı anma günü etkinlikleri

37-38 Dersim Soykırımı gerçekliği artık toplumumuz tarafından büyük ölçüde kavranmış ve önmeli bir toplumsal bilinç oluşmuştur. Bu süreçte üzerinde uzlaşma sağlanmış olan bir konu da, 4 Mayıs‘ın, 37-38 Dersim Soykırımı’nı anma günü yani Roca Şaê (Kara Gün) olarak kabul edilmesidir. Bilindiği üzere, soykırım bütün insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu çerçevede, fererasyonumuz hem farklı renk ve görüşteki tüm Dersimlilerin ortak acıların paylaşılması temelinde anma etkinliklerine katılmaları hem de insanlığın tüm hümanist-ilerici kesimlerinin bu etkinliklere dahil edilmesi perspektifi ile hareket etmektedir. Dersim kurumlarının öncülüğünde, „37-38 Dersim Soykırımı tanınsın! Dersim‘in yaraları sarılsın ve hakları iade edilsin!“ sloganı ile Alevilerin, Kürtlerin, sosyalistlerin, diğer hümanist ve ilerici çevrelerin destekleyeceği merkezi ve bölgesel anma etkinliklerinin yapılması kapsamında, ilgili Dersim kurumlarına ve dost güçlere çağrıların yapılması kararlaştırıldı. Bu konuda somut adımlar atıldı ve görüşmeler başlatıldı. Bu çerçevede görüşülen Dersim kurumlarıyla olumlu sonuçlara varılarak belli planlamalar gerçekleştirildi. Bu gelişmeleri yakın zaman diliminde kamuoyu ile paylaşacağız.

2. Toplu mezar yerleri ve idam edilen Dersim direnişi önderlerinin mezar yerleri

1937-38 Dersim Soykırımı‘nın gerçekleştirildiği ve toplu mezarların bulunduğu alanların ve idam edilen Seyit Rıza ve diğer direniş önderlerinin mezar yerlerinin resmi olark tespit edilip, haritalandırılması, buralara anıtların yapılması ve Dersim’in kayıp kızlarının akıbetleri ve listelerinin açıklanması için girişimlerin başlatılması yönünde hukuksal ve toplumsal çalışmaların bir plana bağlanması karar altına alındı.

3. Avrupa Dersim Kültür Festivali

Avrupa’da geleneksel olarak, farklı kesimlerce yapılan Dersim Kültür Festivallerinin bu yıl, „ortak sorunlarımızın çözümü ve ortak degerlerimizin savunulması temelinde birlikte çalışma“ anlayışı doğrultusunda ortak bir festival olarak, ortak yapılması konusunda prensip kararı alınmış ve muhatap olan kurumlara çağrılar yapılarak gerekli görüşme ve çalışmalar başlatılmıştır.

Bu kararlar doğrultusunda yürütülen görüşmeler sonucunda olumlu sonuçlara ulaşılarak, çeşitli prensiplerde anlaşmalara varılmış ve bu doğrultuda çalışmalar başlatılmıştır. Süreç olumlu olarak yürümektedir.

4. „Dersim ismi iade edilsin“ kampanyası

DEDEF’in „Dersim ismi iade edilsin“ sloganı ile başlattığı ve federasyonumuz ADEF’in Avrupa boyutunda DEDEF’le birlikte sürdürdüğü „Mektup Kampanyası“ önemli bir girişimdir. Bu kampanya pratik sonuç alıncaya kadar devam ettirilmelidir. Mektup gönderme işleminden sonra, kampanyanın diğer sac ayağını oluşturan biçimler devreye sokulacaktır. Adım adım ilerletilerek bu konuda kendi mücadele ve çabamızla sonuca ulaşacağımıza inanıyor ve kamuoyunun bu konuda duyarlı olmasını ve her bireyin mutlaka bir ya da iki mektup atarak bu kampanya’yı güçlendirmesini talep ediyoruz.

5. 100. Yılında, 24 Nisan Ermeni Soykırımı anma etkinlikleri

Bilindiği gibi; 1915 Ermeni Soykırımı sürecinde, Ermenilere bir ana kucağı gibi kollarını açan Dersim, bu tutum ve davranışı ile tarihe not düşmüştür. Dersim’e sığınan Ermeniler Dersim’de barış ve güvenlik içinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bu nedenle, Dersim toplumu ile Ermeni Halkı‘nın bu duygusal bağı, kederde, tasada ve acıların paylaşımında ortak bir duruş ve ortak bir irade ortaya koymuştur. Bu gerçeklik ışığında, Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılında, Avrupa ve Dersim’deki anma etkinliklerine katılmanın, aktif rol almanın yanında, Ermenistan’a heyet gönderme veya Fransa’da bulunan soykırım anıtını ziyaret ederek ADEF adına çelenk bırakma biçiminde çalışmalar hayata geçirilecektir.

6. 90’li yıllarda boşaltılmış köylere ilişkin çalışmalar

1994 yılında dönemin hükümeti ve özellikle Tansu Çiller, Doğan Güreş ve Mehmet Ağar üçlüsü tarafından bir konsept olarak hayata geçirilen; köy boşaltma, yakma, yıkma ve göz altında kaybetme yolu ile insansızlaştırma politikası sonucu, Kuzey Kürdistan ve Dersim’de adeta bir etnik arındırma gerçekleştirilmişti. Bu dönemde Dersim’de yüzlerce köy boşaltılmış, yakılıp-yıkılmış binlerce insan yerinden yurdundan edilerek maddi ve manevi olarak mağdur edilmişti. Federasyonumuz bu sürecin ortaya çıkardığı hukuki, mali ve manevi mağduriyetlerinin giderilmesi kapsamında bir kampanya başlatma kararı almıştır. Ayrıca insansızlaştırma politikası sonucu toprağından ve üretimden koparılarak şehir merkezlerine hapsedilen insanlarımızın tekrar üretime katılmaları yönünde üretimi teşfik eden projeler gerçekleştirme konusunda karar alınmıştır.

Buna benzer proje ve kampanyaların, genel olarak Dersim’i ilgilendiren tüm konularda yapılacak çalışmaların kardeş federasyonumuz DEDEF’le birlikte yürütülmesi prensibi benimsemiştir.

7. Dersim doğasının tahrip edilmesine karşı çalışmalar

Baraj, HES ve maden isletmeciliği türü projeler yardımı ile Dersim doğasının tahrip edilmesi, iktidarın bölgeyi insansızlaştırma yani soykırım politikasının yeni yöntemlerle sördürülmesi anlamına gelmektedir. Bu projelerin iptali kapsamında hukuki ve fiili açıdan, Dersim toplumunun bütün kesimleri ortak bir mücadele yürütmektedir. Biz de üstümüze düşen her şeyi yapmaya devam edeceğiz.

Bu noktada, Ovacık Cevizlidere bölgesinde siyanürle altın, Deşt-Sin bölgesinde gümüş ve çinko arama çalışmaları, Çemişgezek-Tağar ve Peri Çayı üzerinde başlatılan baraj çalışmaları konusunda kamuoyunu duyarlı kılmaya yönelik faaliyetler başlatılacaktır.

8. Kültürel soykırım konusunda zemin çalışması

İktidarın Dersimin kimliğini, kültürünü, dilini ve inancını asimle etme politikalarının toplumsal yapı üzerindeki etkilerini tespit etmek, bu etkileri giderecek ve toplumsal dokuyu güçlenderiecek önlemleri ortaya koyacak bilimsel bir alan araştırması yapılmasını gerekli görüyoruz. Avrupa ve Dersim alanlarında ADEF ile DEDEF ortak bir hazırlık çalışması yaparak, Dersim Belediyeleri, diğer Dersim kurumları, sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler ile bu konu üzerinde tartışmalar yürütülerek, ulaşılan ortak sonuca göre bu konu üzerinde çalışmalar başlatılacaktır.

9. Edebiyatçı ve Sanatçılar Kurulu

Sanat ve sanatçı toplumsal konumlanışta halkın düşünce ve estetik gücüdür. Bu nedenle, ADEF Dersimli sanatçıların kurumsal, sanatsal ve teknik olarak gelişip güçlenmesini Dersim Halkı’nın gelşimesi ile özdeş görür. Danışma toplantısında konu ile ilgili yapılan tartışmalarda, tüm edebiyatçı ve sanatçılarımızı kapsayacak şekilde özerk birlik ve platformların oluşturulması ihtiyacı tespit edilmiş ve bunun ön adımı olarak, ADEF Danışma Kurulu‘nun yanında, Dersimli edebiyatçı, sanatçı ve aydınlardan oluşacak, „Edebiyatçı ve Sanatçılar Kurulu“nun kurulması görüşü benimsenmiştir. Ekim 2015 tarihinde yapılması karar altına alınan ADEF 2. Kongresi’nde bu organ kurumsal bir yapıya kavuşturulacaktır.

10. Sinema filmi ve belgesel çalışmalarına ilişkin

Bu güne kadar Dersim Soykırımı ve Dersim’in diğer sorunlarına ilişkin çok sayıda belgesel filim çalışması gerçekleştirildi. 37-38 Dersim Soykırımı ve halkımızın diğer sorunları noktasında bir kamuyou farkındalığı ve duyarlılığı yaratılmasına katkı sunan bu çalışmalar çok değerlidir ve devam ettirilmelidirler. Biz bu alanda daha ileri bir adım atılması gerektiğini düşünüyoruz. Dersim konusunda, özellikle de Dersim 1937-38 Soykırımı ile ilgili bir sinema filmi çekmenin zamanı gelmiştir.

Bu düşünceyi fikir düzeyinde de olsa, film çalışmaları yapan ve bu konuda uzman dostlarımızla tartışmak ve bir sonuca ulaşmak istiyoruz.

11- Dersim bayrağı

Dersimi sembolize eden bir Dersim bayrağının tespiti konusu uzun bir süredir tartışılmaktadır. Bu konuda bazı çevrelerin öneri düzeyinde girişimleri olduğunu da biliyoruz. Dersim’in siyasal, kültürel ve tarihsel değerlerini referans olarak alan ve kimliğini simgeleyen bir bayrağın gerekliliğini kabul ediyoruz. Yapılan çalışmalara da öneri bazında olmak kaydıyla bir itirazımız yoktur. Ancak birilerinin belirlediği bir bayrağı „Dersim bayrağı budur“ diye dayatmasını doğru bulmayız. Böyle bir dayatma şu an yok, anack böylesi yönelimlere girebilecek olanlar olabilir düşüncesi ile şimdiden bunu yanlış bulduğumuzu ve mahkum ettiğimizi belirtmek istiyoruz. Zaten Dersim Halkı böylesi girişimlere itibar etmez.

Dersim’in kimliğini, değerlerini sembolize eden bayrak ve benzeri simgeleri; ancak Dersim Halkı‘nın kendisi, kendi özgür iradesi ile ve demokratik bir süreç temelinde tespit eder.

Son söz olarak:

ADEF, Dersim toplumunun ve özellikle de kapitalist sistemin ağır baskısı altında dejenerasyon, yozlaştırma uygulamalarına maruz kalan genç nüfusunun, sisteme ve düzene karşı yürüttğü yaşam mücadelesini desteklemek hedefi ile; insan eksenli projeler üretmeyi ve hayata geçirmeyi esas alıyor. Bu projeleri ülke boyutunda kardeş federasyonumuz DEDEF’le birlikte yürüteceğiz.

ADEF, yukarıda aktardığımız bütün konular doğrultusunda çalışmalar yürütmek ve başarılı sonuçlar elde etmek için, Dersim Belediyeleri’ni, diğer Dersim kurumlarını, Dersimli sanatçı, aydın ve sosyalistleri kısaca, tüm Dersim toplumunu ortak bir platformda birlikte mücadeleye çağırır.

02-03-2015

ADEF Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu

 

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found